Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/15679 E. 2012/21919 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15679
KARAR NO : 2012/21919
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya dair hak saklı kalmak kaydıyla 12.000 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili davasında,davalının akıl hastası olan… ‘in annesi olduğunu, davalının kızının 12.5.2003 tarihinde davacıya ait ahır ve samanlıkları yaktığını, Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, akıl hastası olması sebebiyle ceza verilmediğini ancak davalı annenin akıl hastası olan kızına karşı özen ve gözetim ödevini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zarardan Medeni Kanunun 369.maddesi gereğince sorumlu olduğunu, 12000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında;davanın zamanaşımı nedeniyle reddini ayrıca davalının ceza davasında taraf olmadığını,mahcurun eylemi ile davalının bir bağlantısının bulunmadığını,davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacının yangının olduğu tarihte zarardan ve failden haberdar olduğu halde bir yıllık süre içerisinde zararın ödenmesini talep etmediği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava, davalının akıl hastası olan kızının davacıya ait binayı yakması nedeniyle uğranılan zararın aile başkanı olması sıfatıyla davalıdan tahsili talebidir.Medeni Kanun’un 369/1. maddesine göre, ev başkanı ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.Kural olan, kusurlu davranıştan sadece failin sorumlu kılınması ve bundan doğacak sonuçlara da bizzat onun katlanmasıdır. Cezai sorumlulukta bu ilke “kusurun şahsileştirilmesi” prensibi ile kabul edilmiştir. Aynı ilke, kural olarak hukuki sorumlulukta da geçerlidir. BK. m. 41 ‘de ifadesini bulan bu ilke gereğince, herkes “Gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp veya tedbirsizlikle haksız bir surette” başkalarına verdiği zararı tazminle yükümlüdür.Bununla beraber pozitif hukuk düzenleri bu tabii hukuk kurallarına bazı istisnalar getirmişlerdir. Söz konusu istisnalara, daha çok sorumlu kişilerin zarar verenle belirli veya kişisel bir ilişki içinde bulunduğu hallerde yer verilmiştir, işte, hukuk sistemimizde başkasının eyleminden sorumluluğu düzenleyen ayrık hükümlerden biri de MK. m. 369/1 ‘dir.Somut olaya döndüğümüzde haksız eylemi gerçekleştiren … ‘in davacıya verdiği zarardan babanın ölü olması sebebiyle davalı anne aile başkanı olarak sorumludur. Borçlar Yasasının 60/1 maddesi gereğince haksız eylem nedeniyle açılacak tazminat davaları 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Ne var ki aynı yasanın 60/2 maddesine göre eylemin suç teşkil etmesi halinde ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Dosya içeriğinden olayın 12.05.2003 tarihinde gerçekleştiği, davalının kızı … ‘in … Ağır Ceza Mahkemesinde “kasten süknaya mahsus binayı yakmak suçundan” yargılandığı ve üzerine atılı suçun sabit olmasına rağmen akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ve hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece Borçlar Yasasının 60/2.maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımı yönünden bir değerlendirme yapılmadan 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.