Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/16044 E. 2012/21998 K. 18.10.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 21:57
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16044
KARAR NO : 2012/21998
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.537,00 TL (ıslahen 13.814,36 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 2.224,67 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; ..., ... Mahallesi, 12 parsel sayılı taşınmaz malikleri ..., ..., ..., ..., ..., ...'nin gaip olmaları nedeniyle kayyım tayin edildiğini, taşınmazın 323.00 m² lik kısmının bina ve bahçe olarak davalı tarafından kullanıldığını bildirerek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 07.03.2003-31.12.2008 dönemleri için toplam 4537,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından dönem sonu itibariyle kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı, 5 yıllık zamanaşımının nazara alınması, taşınmazı mevcut hali ile satın alan iyiniyetli kişi olması, talebin fahiş olması nedeniyle davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davalının paydaş bulunduğu dava konusu taşınmazda, payına isabet eden 262,68 m²'lik bölümün dışında 60,62 m²'lik kısmını fazladan işgal ederek 4 katlı bina yaptığı ve bahçe haline getirdiği anlaşıldığından zamanaşımı savunması, kesinleşen emsal ve davacının hissesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 2.224,67 TL'nin kademeli yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK.995 maddesine göre 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İBK. da kabul edildiği gibi; başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötü niyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür. Bu engel olmanın sağladığı mal varlığına girmeyen çoğalma en azı kira, en çok da tam gelir yoksunluğu olarak değişebilir.Olayımızda, davacının uğradığı zarar "kira geliri kaybı" olup kira gelirinin hesabında ise; taşınmazın dava konusu dönemde mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası bilirkişiler aracılığıyla saptanmalıdır. Belirleme yapılırken, emsallerinin de göz önünde tutulması gerekir.Bilirkişi raporunda emsalden de söz edilmiş ise de soyut birtakım belirlemelerle ecrimisil hesabı yapılmış, aynı yere ilişkin diğer işgal edenler hakkında açılan davalar nazara alınmamıştır.
Oysa, bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK 281. ve 6100 sayılı HMK'nun 278, 279 maddelerine göre, bilirkişi raporunda; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva edilmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözardı edilmesi usul ve kanun hükümlerine aykırıdır.Mahkemece yapılacak iş; benzer nitelikteki yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek yeniden oluşturulacak bilirkişiler (inşaat, avukat, emlakçı) marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle kesinleşen miktarlar, taşınmazın konumu, mevcut kullanım durumu ve kullanma elverişliliği (bu arada davalı tarafından yapıldığı öne sürülen bina dikkate alınmaksızın) işgal tarihindeki ecrimisil miktarını belirlemek ve alınacak rapor doğrultusunda karar vermek olmalıdır.Ayrıca, bilirkişi raporuna göre davalı konut ve bahçe olarak toplam 323 m² yer kullanmaktadır. Fiili taksim bulunmadığı gibi, davacının kullanabileceği boş alan da bulunmamaktadır. Arada bırakılan boşluklar ise yol olarak kullanılmaktadır. Taşınmazın tamamından davacının hissesi oranında ecrimisil talep hakkı doğmuştur. Ecrimisil hesabı yapılırken, işgal edilen toplam alandan hem davalı hissesine düşen miktar DOP payı düşünülmeden indirilerek kalan 60,62 m² arsa için ecrimisil hesabı yapılması, hem de bulunan tazminattan davacı kayyımın 1878/3240 hissesi bulunduğu belirtilerek yeniden indirim yapılmakla eksik miktara hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.