YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16439
KARAR NO : 2012/22131
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde, eski eşi olan davalıya ayda 200 TL yoksulluk nafakası ödediğini, davalı tarafından her yıl nafaka artırım davası açıldığını, bu durumun da kendisini zora soktuğunu, yargılama giderlerini de ödemek zorunda kaldığını beyan ederek, takdir edilen nafakanın her yıl memur maaşlarına yapılacak artış nispetinde artışına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacının bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmalıdır. Buna, hukuki koruma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukuki koruma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır.Davacının dava hakkına sahip olması dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir. Dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi, Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz.
Hukuki yarar dava şartıdır. Mahkeme, dava şartlarını re’sen incelemekle yükümlüdür. Bilindiği gibi bir davanın dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi) için gerekli şartlarından birisi de, davacının o davayı açmakta hukuki yararı bulunmasıdır. Aksi halde, yani dava açılmasında korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise, davanın bu yönden ve esasa girilmeden reddi gerekir.Somut olayda davacı takdir olunan nafakanın, her yıl memur maaşlarına yapılacak artış nispetinde arttırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Ancak,davacı, davalının kendi aleyhine açabileceği nafaka artış talebine ilişkin bir davada da, bu davadaki talebini ileri sürebilir ve o mahkeme tarafından da, bu talep hakkında bir karar verilir.O halde, mahkemece davacının kendi aleyhine açılabilmesi muhtemel bir nafaka artış davasında bu talebini ileri sürmesi mümkün iken, ayrı bir dava açmasında hukuki yararının bulunmadığı ve hukuki yarar şartının da dava şartı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.