Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/1682 E. 2012/7179 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1682
KARAR NO : 2012/7179
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 11.100 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; … Merkez … mahallesinde bulunan Kadostro sonucunda oluşan tapu kaydına göre 59 parselde kısmen bağ kısmen arsa olarak kayıtlı bulunan taşınmazın müvekkillerinin murisleri anneleri … ile davalının eşi …’ın hisseli (müştereken) malik olduklarını, bu kadastro parselinin …/…Belediyesince 2001 yılında yapılan imar sonucunda imar parseli olarak 26759 Ada, 2 Parsel nosunu aldığını, arsa vasfıyla hisseli hale geldiğini, bu imar uygulaması sonucunda müvekkiline isabet eden yerlerin davalı tarafından ev ve büfe yapılması suretiyle haksız olarak işgal edildiği ileri sürülerek, 2005-2010 yıllarına ilişkin 5 yıllık süre için 11.100 TL ecrimisilin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, çekilen ihtarname sonucunda intifadan men olgusunun gerçekleştiği 01/01/2008 ile dava tarihi olan 05/05/2010 günleri arasındaki ecrimisil bedelinin kısmen kabulü ile talebe bağlı olarak 5.750 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tapu maliki davacıların murisi … 12/03/2010 tarihinde vefat etmiş olup davacılar taşınmazı bu tarihte iştiraken malik olarak tasarrufa başlamışlardır. Ancak bu tarihten itibaren davacılar ecrimisil isteyebilir. Malik olmadıkları döneme ilişkin ecrimisil istenemeyeceğinden, mahkemece 12/03/2010 tarihi öncesi döneme ilişkin ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.Diğer yandan hükme esas alınan teknik bilirkişi kadastro teknisyeninin 07/06/2011 tarihli raporunda kadastro parseline göre davalının kullanımında bulunan ev ve büfenin davalının hisse miktarına göre küçük bir yeri kapsadığını tecavüzlü kullanımının bulunmadığını, imar parseline göre ise davalının 257 m²’lik fazla biryer kullandığını bu miktarda tecavüzünün bulunduğunu beyan etmiştir.
Davacı taraf 03/02/2010 tarihli dilekçesinde imar parsellerinin idare mahkemesi tarafından iptal edildiğini ileri sürülmüştür. Mahkemece bu konuda araştırma yapılmamıştır.
Dava dilekçesinde davalının yapmış olduğu ev ve büfenin imar parseline tecavüz oluşturduğu ileri sürülerek ecrimisil istenmiştir. İmar Kanununun 18. maddesine göre; üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şuyulandırma sadece zemine ait olup, şuyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır. Bu halde bina yapana aittir. Ayrıca yerleşik Yargıtay uygulaması ve HGK. nun 8.12.2004 tarih ve 2004/3-662 E. 655 K. Sayılı kararı uyarınca bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımı haksız sayılmayacağından ecrimisil istenemez.
Somut olayda; imar planlarının iptal edilip edilmediği araştırılıp, şayet iptal edilmiş ise Kadostra parseline göre bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalının hissesine göre fazla bir kullanımı bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, şayet imar planları iptal edilmemiş, imar tapuları kesinleşmiş ise, dava konusu ev, büfe vesair taşınmazlar sonradan imar uygulaması ve ifraz işlemi sonucu davacıya ait taşınmazla müşterek hale gelmiş olacaktır. Bu duruma göre de dava konusu taşınmazların imar uygulaması öncesinde yapılıp yapılmadığı araştırılmalı şayet imar uygulamasında önce yapılmış ise bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımı haksız sayılamayacağından ecrimisil istenemeyeceğinden davanın reddine, yapılar imar uygulaması sonrası yapılmış ise, 12/03/2010 tarihinden itibaren ecrimisile hükmolunması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,19/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.