Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/17505 E. 2012/23232 K. 12.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 21:54


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17505
KARAR NO : 2012/23232
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 200.000 TL alacak, 7.000 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 210.000 TL'nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece 200.000 TL alacak ile ilgili uyuşmazlık sona erdiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 250 TL faiz ile 5.528,46 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait taşınmazı 06.08.2010 tarihinde imzalanan sözleşme ile 350.000 TL karşılığında satın aldığını, satış bedelinin 200.000 TL sinin sözleşmenin imzalanması sırasında davalıya verildiğini, geriye kalan 150.000 TL nin ise 3 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak davalının çocuklarının çok üzülmesi nedeniyle satıştan vazgeçtiğini bildirdiğini, bu nedenle hayalleri yıkılan müvekkilinin elem ve üzüntü duyduğunu, bundan ayrı peşin olarak verilen 200.000 TL nin temini amacıyla vadeli mevduatını bozduran ve bir kısım ziynet eşyalarını satan müvekkilinin, satış bedelinin geriye kalan kısmı için de kiracısını tahliye ederek evini satışa çıkarması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek; davalıya verilen 200.000 TL satış bedeli ile uğranılan zararın karşılığı olarak 7.000 TL maddi ve 3.000 TL manevi olmak üzere toplam 10.000 TL tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacı tarafın ısrarı ile satış sözleşmesini imzaladığını, daha sonradan kardeşleri ve çocukları ile yaptığı durum değerlendirmesinden sonra satıştan vazgeçtiğini, bu yöndeki iradesini telefon ile bildirdiği davacının ödediği peşinatın banka hesabına yatırılmasını talep ettiğini, bu amaçla müvekkilinin bankaya gittiğini ancak yetkililerin davacı tarafın hesaba para yatırılmaması yönünde talimat verdiğini bildirmesi nedeniyle peşinatın iade edilemediğini savunarak; öncelikle peşinatın yatırılması için tevdi mahalli tayin edilmesini ve devamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; sözleşme gereği davalı tarafa ödenilen 200.000 TL'nin mahkemece tevdi mahalli tayin edilen hesaba yatırılması nedeniyle bu bedele ilişkin davanın konusuz kaldığı, ancak dava tarihi ile davalı tarafça peşinatın bankaya yatırılmak istenildiği tarih arasındaki dönem için hesaplanacak faiz alacağı ile satış bedelini ödeyebilmek amacıyla vadeli mevduatını bozduran ve ziynet eşyalarını satan davacı tarafın bu nedenle uğramış olduğu maddi zararını davalı taraftan talep edebileceği, geriye kalan maddi tazminatın ise ispat edilemediği, manevi tazminat isteminin ise yasal koşullarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek; harici satış bedeli ile ilgili uyuşmazlık hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu bedelin dava tarihi olan 08.09.2010 ile 13.09.2010 tarihleri arasındaki dönem için işleyecek faizi olan 250 TL ile 5.528,46 TL maddi tazminat isteminin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, geriye kalan maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiş; hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, geçersiz sözleşmeyi ifadan imtina eden taraf, bu sözleşme nedeniyle uhdesinde tuttuğu diğer tarafın edimini derhal iade etmek zorundadır. Somut olayda ise; davalının 07.09.2012 tarihinde sözleşmeyi ifadan imtina etme yönünde ortaya çıkan iradesini davacı tarafa bildirmesine rağmen, 13.09.2012 tarihine kadar satış bedelinin iadesi yönünde bir davranışta bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı tarafın, konusuz kalan satış bedeli ve hüküm altına alınan müsbet zararın toplamı üzerinden hesaplanacak vekâlet ücreti ile sorumlu tutulması gerekirken, davacı tarafın konusuz kalan satış bedeli ile ilgili olarak davalı tarafı temerrüde düşürmediği yönündeki yanılgılı değerlendirme ile sadece müsbet zarar üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.