Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18120 E. 2012/22779 K. 06.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 15:06
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18120
KARAR NO : 2012/22779
KARAR TARİHİ : 06.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde, dava konusu suyu borular ile taşımak ve bahçesindeki havuzda toplamak suretiyle 1000 adet fidanını suladığını, davalı belediyenin ise, bu suda haklarının olduğu iddiası ile su borularını tahrip ettirdiğini ve 3091 sayılı kanun gereğince işlem yapmak üzere dava açtığını beyan ederek suya yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı savunmasında, geçen senelerde davacı tarafından sularına müdahale edildiğini, belediyenin suyunun azaldığını, bunun sebebinin davacının belediyeye ait borulardan su aldığını öğrendiklerini ve davacının su almasına engel olduklarını, suyun kendilerine ait olduğunu beyan etmişlerdir.Mahkemece, mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu suyun davalı belediyeye ait olduğu, senelerdir onlar tarafından kullanıldığı, davacının bulunduğu köye ait olduğunun ve kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı taraf yargılama sırasındaki beyanında, dava konusu suyun içme suyu olarak değil kullanma suyu olarak kullanıldığını, kendi köylerinde de su kaynaklarının bulunduğunu, ancak altında çok tarla olduğu için suyun tarlalara yetmediğini ifade etmiştir.Dava konusu kaynak suyu olup, bu niteliği itibariyle, genel su niteliğindedir. Genel sulardan ise, kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.Mahkemece mahallinde keşif yapılmış, alınan bilirkişi raporunda tarafların ihtiyacı olan su miktarı konusunda bilgi verilmediği gibi yararlandıkları başka suların da araştırılmadığı saptanmıştır.Bu nedenle bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. O halde daha sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için suların en az olduğu bir sulama döneminde su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler seçilerek mahkemece yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu suyun debisinin ölçülmesi, tarafların yararlandıkları başka sular varsa bunlarda dikkate alınması, içme suyu ihtiyacının kullanma suyuna göre öncelikli olduğu da gözetilerek, davalı belediyenin içme suyuna ihtiyacı olup olmadığının da araştırılıp, davalının suya müdahalesinin saptanması durumunda, tarafların varsa kadim kullanım hakları da gözetilerek, dava konusu suya olan ihtiyaçlarını belirten ayrıntılı rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.