Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18208 E. 2012/23162 K. 08.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 19:12


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18208
KARAR NO : 2012/23162
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 16.623,98 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; Davalıların ... Mal Müdürlüğünde görevli iken davalılara yersiz olarak toplam 16 623 TL ödendiğini, bu nedenle davalı ...'tan 4762.66TL'nin, ...'den 4916.47 TL'nin,...'dan 5514.72 TL'nin, ...'dan 526.73 TL'nin, ...'dan 903.40 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar cevap dilekçelerinde; Yetki ve zamanaşımı itirazında bulunmuşlar ve aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunmayan beş kişi hakkındaki davanın ayrılarak görülmesi gerekirken, birlikte görüldüğünden bahisle davaların ayrılarak görülmesini talep etmişlerdir. Mahkemece; 22.12.1973 gün 1968/8 E.-1993/14 karar sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme kararına göre bütün davalılar yönünden son ödeme tarihinden itibaren 90 günlük sürenin geçtiği bu nedenle geri isteme talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, davalılara hatalı ödenen miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili istenmiştir.Mahkemenin dayandığı Danıştay İçtihadı birleştirme kararı ile çözümlenen husus, hatalı intibak veya hatalı terfi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteminin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığına ilişkindir. Bu İBK.nın idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapandan geri alamaması gibi bir sonuç doğuracağı ve bunun da idareyi işlemez duruma getireceği gerekçesiyle savunulamayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.12.1984 tarih 387/997 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. O halde herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukunun haksız iktisap kurallarına göre her zaman istenmesi mümkündür. Haksız iktisapta zamanaşımı başlangıcı BK. md.66 uyarınca verme yada ödeme tarihi değil, zarar görenin verdiğini geri almaya hakkı olduğuna ıttıla tarihidir. Resmi kuruluşlarda bu zamanaşımı başlangıcı, dava açmaya yetkili makamın ıttıla tarihidir.Somut olayda, hatalı (fazladan) ödeme iddiasıyla açılmış bir alacak davası sözkonusudur. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı, şart tasarruf işlemlerine ilişkin olduğundan somut olayda uygulama alanı yoktur. Davacı idare alacağını BK. 66. maddesi gereği haksız iktisap kuralları gereği dava edebilir. Sonuç olarak mahkemece öncelikle süresi içinde zamanaşımı definde bulunan davalılar yönünden, dava açmaya yetkili makamın iddia edilen hatalı ödemeyi öğrendiği tarih tam olarak belirlenmeli ve buna göre BK. 66.maddeye göre 1 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş ise davanın zamanaşımı yönünden reddi, zamanaşımı süresi geçmemiş ise, davanın esasına girerek, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, davalılara yapılan ödemelerin uygun olup olmadığı hatalı olarak fazla ödeme yapılıp yapılmadığı tam olarak tesbit edilerek sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.