Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18268 E. 2012/23999 K. 21.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 01:10


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18268
KARAR NO : 2012/23999
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava ve ıslah dilekçesinde 72.986,18 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının hisseli maliki bulunduğu taşınmazdaki gayri resmi taksim projesine göre fiili olarak bölünmüş yerlerden hissesine düşen 750 m2lik yeri 1994 yılı sonunda 400.000.000 TL bedelle harici satış sözleşmesi ile davacıya sattığını, taşınmaza ilişkin davalı ve diğer hissedarlar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası neticesinde davalı tarafından davacıya haricen satılan kısmın fiili taksim neticesinde diğer hissedarlara isabet eden kısımda kaldığını bu nedenle taşınmazın tapusunun davacı tarafa verilmediğini, müvekkilinin harici satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldığı arsa içine ev vs. muhdesat yaparak kullanmakta iken taşınmaz üçüncü kişi adına tescil edilmekle, fazlaya dair hakları saklı tutarak taşınmaz bedeli olarak 5.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline aksi takdirde satış bedeli olan 400.000.000 TL'nin satım tarihi 1994 yılından itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, taşınmaz üzerine davacı tarafından yapılan ev bedeli olarak 5.000 TL ile 3.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 23.06.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile bina bedeline ilişkin talebini 37.573,00 TL, davalı tarafa ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre 45.413,18 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yapılan harici satış sözleşmesi gereğince taşınmazın davacı tarafa 1994 yılında satıldığını, davanın bu nedenle zamanaşımına uğradığını, satış tarihi itibariyle taşınmazın hisseli olduğunu davacının bilmekte olup bu riski göze alarak harici satışa razı olduğunu ayrıca davacının, kendisine satılan taşınmazı 1994 yılından bu yana kullanmakta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 37.573 TL ev bedelinin yasal faizi ile birlikte, 13.183,40 TL taşınmaz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara göre, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.Davada dayanılan ve her iki tarafın da kabulünde bulunan 1994 tarihli sözleşme tapulu taşınmaza ilişkin olmasına rağmen resmi biçimde yapılmadığından geçersizdir (TMK.md.706, MK. md.634, BK.213, T.Kanunu md.26) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda davacı, bu geçersiz sözleşme nedeniyle davalıya verdiği bedeli, ancak sebepsiz zenginleşme kuralları nedeniyle geri isteyebilir.
Ancak, taraflar arasındaki taşınmaz satış sözleşmesi resmi şekilde Tapu Sicil Müdürlüğü'nde düzenlenmediği için geçersizdir. Geçersiz sözleşme mutlak butlanla malül olup tarafları bağlamaz. Bu sözleşmeye göre, taraflar sebepsiz zenginleşme kurallarına göre ancak aldıklarını iade etmek koşuluyla karşı tarafa verdiklerini isteyebilirler. Çünkü, bir taraf kendi edimini yerine getirmeden diğer taraf için borcunu ödeme yükümlülüğü doğmaz. Dosya kapsamından; 26.06.2008 tarihinde mahallinde yapılan keşifte düzenlenen keşif tutanağında, davacının; davalıdan satın aldığı taşınmaz üzerine 1999 yılında evi yapmaya başlayıp 2000 yılında bitirdiğini, halen bu evi yaptırdığı andan itibaren kendisinin kullandığını beyan ettiği görülmektedir. Bu durumda gerek davacının keşif tutanağına geçirilen beyanları gerekse davalının savunması doğrultusunda taşınmazın halen davacının kullanımında olup olmadığı araştırılarak, taşınmaz davacının kullanımındaysa iade etmesi koşuluyla alacağın tahsilini isteme hakkı bulunduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, davacının davalıya verdiği bedeli ve tarafların serbest iradesi ile düzenlediği sözleşme uyarınca zararını taşınmazın teslimi ile ve aynen ifa koşulu gözetilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.