Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18886 E. 2012/24006 K. 21.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 00:23


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18886
KARAR NO : 2012/24006
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 20.000,00 TL'nin 13.10.2008 tarihi itibariyle ticari faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalı tarafından keşide edilen 30.04.2008 ve 30.02.2008 tarihli iki adet toplam 20.000,00 TL bedelli çeklerin dava dışı ... Tasarım San. ve Tic.Ltd.Şti tarafından ciro edilerek davacıya verildiğini, çek bedellerinin tahsili için davalı aleyhine girişilen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibin, takip dayanağı çeklerde keşide yerinin bulunmaması bu nedenle kambiyo vasfında olmaması nedeniyle iptal edildiğini, davacı ile dava dışı ... Tasarım San. ve Tic.Ltd.Şti arasındaki ticari ilişkiden ve davacının bu şirketten olan alacağına karşılık davalı tarafından keşide edilen çeklerin kendisine verildiğini, söz konusu çeklerin adi havale niteliğinde olsa dahi çek bedellerinin ödenmemiş olması nedeniyle davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 20.000 TL.'nin ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevabında, davacı ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, davacı tarafa herhangi bir borcun bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı tarafından keşide edilen davanın dayanağını teşkil eden 20.000 TL bedelli hamiline düzenlenmiş, ancak keşide yeri yazılı bulunmayan belgelerin davacıya ciro yoluyla teslim edildiği, ancak keşide yeri olmayan çeklerin çek niteliğinde sayılamayacağı gibi ciro yoluyla da devrinin mümkün bulunmadığı bu nedenle TTK.'nun 644. maddesi gereğince davacının davalıdan bir alacağı olmadığı ayrıca, dava dilekçesinde açıkça yemin delilinin belirtilmemiş olması nedeniyle davacıya, karşı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Kural olarak, iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur (MK.mad.6). İspat yükü kendisine düşen taraf, diğer bütün delillerle iddiasını ispata çalışıp, bunu başaramadığı taktirde, son çare olarak yemin deliline başvurur. Taraflar, başlangıçta diğer delilleri ile birlikte yemin teklifinde de bulunabilir. Bu halde; ilk önce diğer deliller incelenir. Bunlar ile iddia veya savunma ispat edilirse yemin teklifine gerek kalmaz. Buna karşılık, diğer delillerle iddia veya savunma ispat edilemezse, o zaman son çare olarak yemin deliline başvurulur. Kuşkusuz, kesin delil niteliğinde bulunan yemin deliline dayanan taraf, bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan, o taraf aleyhine karar verilemez. Somut olayda; alacağın miktarı yönünden tanık ile ispatı mümkün olmayıp, davacının da dilekçesinde “sair deliller” demek suretiyle “yemin” deliline dayandığının anlaşılması karşısında davacı tarafa iddiasını ispat için, yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak yaptırılacak yeminin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.