Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19072 E. 2012/23245 K. 12.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 21:59
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19072
KARAR NO : 2012/23245
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
Davacılar ... vd. ile davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki suya vaki elatmanın önlenmesi ve kal davasına dair ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.06.2011 günlü ve 2010/2 E.-2011/201 K.sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 13.06.2012 günlü ve 2012/5954 E.-2012/15131 K.sayılı ilama karşı davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, müvekkillerinin, tapulama dışı bırakılan komşu taşınmazdan çıkan kaynak suyu ile taşınmazlarını suladıklarını, diğer zamanlarda ise suyun taşınmazların hududunu takip ederek dereye aktığını, bu aşamadan sonra ise dere suyunun nöbete tabi olarak kullanıldığını, ancak davalı köy tüzelkişiliğinin suyun tamamını borulara alarak dereye akıttığını, bu esnada boruların da müvekkillerine ait taşınmazdan geçirildiğini ileri sürerek; suya ve müvekkillerinin taşınmazlarına vaki müdahalenin meni ile boru hattının kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davaya konu suyun nöbete tabi olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacılara ait taşınmazlardaki meyve ağaçlarının davaya konu su kaynağından yararlanılarak yetiştirildiği, zira taşınmazların konumu nedeniyle başka bir su kaynağından faydalanma imkanının olmadığı, bu nedenle mevcut kullanım gözetilerek davacıların su ihtiyacının belirlenmesi gerektiği gerekçe gösterilerek; davanın kısmen kabulü ile davaya konu su kaynağından 1/3 oranında davacıların, 2/3 oranında ise, davalı köy tüzelkişiliğinin yararlanmasına, kal isteminin ise reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz talebi üzerine Dairemizin “…Dava konusu suyun tapulama dışı yerden çıkan kaynak suyu olması nedeniyle genel su niteliğinde olduğu, herkesin ihtiyacı oranında kullanabileceği, kadim kullanım hakkı bulunmadığı, suyun davacılar adına kayıtlı iki parselden ark içinde dereye akarken davacıların sulama suyu olarak kullanımı bulunduğu, davalının boru içinde dereye akıtmak suretiyle arktan akmayı engellediği, deredeki suyun havuzda biriktirilerek köylülerin kullanımına verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Suyun kullanım rejimi belirlenirken davacı taşınmazlarının önceden arktan akan sudan yararlanma şekliyle kullandığı su miktarı belirlenmeli, havuzda biriktirilen sudan aynı taşınmazların yararlandığı su miktarı ile karşılaştırılarak bu taşınmazlar için havuzdan yeterli veya fazla su alınıyorsa su ihtiyacı bulunmadığından davanın reddedilmesi, havuzdan alınan su miktarı taşınmazlar için yetersizse dava konusu sudan noksanlık tamamlanacak şekilde ve 1/3 oranını geçmemek üzere davacı yana kullanım hakkı verilecek şekilde su rejimi kurulması gerekirken mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi bozma nedenidir” hükmünü içeren 13.06.2012 gün ve 2012/5954 E. 15131 K. sayılı ilamı ile yerel mahkemenin hükmü bozulmuş, bu defa davacılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, özellikle yerinde yapılan keşif sonucu hazırlanan ziraat ve jeoloji bilirkişi raporlarına göre; davaya konu su kaynağının toprak arka alınarak önce davacılara ait taşınmazlar içerisinden geçirildiği, bu esnada su ile taşınmazdaki meyve ağaçlarının sulandığı, sonrasında ise suyun % 40 eğimli arazide serbest akış ile yaklaşık 130 metre aşağıdaki ...ne ulaştığı, bu noktadan sonra ise deredeki suyun etraftaki taşınmaz sahipleri tarafından nöbet usulü ile kullanıldığı, davalı köy tüzelkişiliğinin su kaynağının yukarısında yaptığı drenaj çalışması ile kaynağa giden suları toplayarak boru vasıtası ile dereye götürdüğü, bu müdahale nedeni ile kaynağın kuruduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacılara ait taşınmazların davaya konu kaynak dışında başka bir sudan yararlanma imkanının bulunmadığı sabit olduğundan, mahkemenin davacı tarafın mevcut kullanımına göre su ihtiyacını belirlenmesi ve bu ihtiyacı karşılayacak nispette suyun kullanımının davacı tarafa bırakılması suretiyle su rejimi kurulması yönündeki kararı yerindedir.Ne var ki mahkemece, suyun hükümde gösterilen nispetler dairesinde taraflara verilmesine karar verilmiştir. Oysa HUMK. nun 389. maddesi gereğince verilen kararda iki tarafa yükletilen hak ve görevlerin şüphe ve tereddüte yer verilmeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Mahkemece, bu hüküm gözetilerek; suyun belirlenen nispetlere göre taraflar arasında paylaştırılmasını sağlayacak olan düzeneğin kurulma şekli ile bu düzeneğin kurulması için gerekli giderlere katlanacak tarafın kararda gösterilmesi gerekirken, infaz sırasında şüphe ve tereddüdü gerektirecek bir durum yaratılması HUMK.'nun 389. maddesine aykırıdır.Hal böyle olunca; yerel mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile bozulması gerekirken yanılgı sonucu değişik gerekçe ile bozulduğu bu kez yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 13.06.2012 gün ve 2012/5954 E. 15131 K sayılı kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda yazılı gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.