Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19581 E. 2012/24308 K. 26.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 17:18
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19581
KARAR NO : 2012/24308
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 100.000 TL (ıslah ile 150.000 TL) alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında taşınmazın ½ payı ile ilgili satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, ancak davalının taşınmazı 3.kişiye satması nedeniyle sözleşmenin ihlal edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 100.000 TL nin tahsilini talep etmiş, 19.07.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 150.000 TL ye yükselterek bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, davacı ile müvekkilinin eşinin kardeş olduklarını, davaya konu satış vaadi sözleşmesinin de davacının, müvekkilinin eşini yurtdışında açılacak olan fabrikaya ortak edeceği yönündeki manevi baskısı nedeniyle düzenlendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davaya konu taşınmazdaki davacıya ait payın değerini belirleyen bilirkişi raporu esas alınmış ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.6100 sayılı HMK. nun 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi, raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri göstermek zorundadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; davaya konu edilen taşınmazın nitelikleri genel ifadelerle açıklandıktan sonra bilirkişi heyetinin edindiği tecrübelere göre rayiç fiyatın belirlendiği anlaşılmaktadır. Oysa, bilirkişinin tecrübesi, sahip olduğu bilgilerin dosyaya yansıtılması suretiyle tezahür edeceğinden, bu haliyle raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı ortadadır.Hal böyle olunca mahkemece; öncekiler dışındaki bilirkişilerden oluşturulacak kurul eliyle taşınmazın dava tarihindeki rayiç fiyatının denetime elverişli olarak belirlenmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yetersiz bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.