Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19773 E. 2012/23996 K. 21.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 01:21


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19773
KARAR NO : 2012/23996
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.727,77 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafa 2006-2008 döneminde, ödemeye esas ek göstergesi 3600 olması gerekirken 6400 ek gösterge ödemesi yapılması nedeniyle toplam 3.727,77 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini belirterek 3.727,77 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü temyiz eden davalı vekili, davaya konu borcun dava tarihinden sonra yargılama sırasında ödendiğini ileri sürerek ödemeye ilişkin belgelerini sunmuştur.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde, “Hâkimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu da dikkate alınmalıdır. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerdendir. Bu nedenle önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını Yargıtay kendiliğinden gözetebilir.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu sona erdiren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla yargılama aşaması henüz tamamlanmamış olduğundan borcu itfa eden belge değerlendirilmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada cevap vermeyerek davayı inkâr eden davalının bu savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez(HGK. 26.10.2005 tarih 2005/9–546 E. 2005/611 K.).O halde, mahkemece; dava tarihinden sonra, hükümden önce yapılan ödeme sebebiyle, hükmün esasını teşkil eden ana para için söndüren işlemin bulunması nedeniyle temyiz dilekçesine eklenen belge ile davalı tarafından bu çeşit bir itirazın yapılmasının mümkün olduğu gözetilerek, davayı söndüren sebebin davalı tarafından bir belge ile getirilmesi nedeniyle ana para yönünden ödenmiş olan miktar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.