Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/20181 E. 2012/25430 K. 11.12.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 03:14
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20181
KARAR NO : 2012/25430
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 41.298 TL tazminatın davalı ...'den 85.887 TL'nin davalı ... Başkanlığından faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dava dilekçesinde, 02.09.2006 olay tarihinde davacı ...'in eşi ...'nin çatıdaki TV. Antenini düzeltmek için çatıya çıktığında elektrik akımına kapılması nedeniyle vefat ettiğini, olayda binanın yakınından geçen elektrik tellerini uzaklaştırmayan davalı ... ile (birleşen davada) binanın enerji nakil hattına yakın yapılmasına izin veren davalı ...'nın kusurunun bulunduğu belirtilerek eşi, çocukları, annesi ve babası için toplam 127.185 TL maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevabında, illiyet bağı olmadığını, davalı ... vekili cevabında sorumlu olmadıklarını, zaman aşımı bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davalı ... yönünden İdari Yargı'nın görevli olduğundan bahisle bu davalı hakkında davanın görev yönünden reddine, toplam 58.479 TL maddi ve manevi tazminatın diğer davalı ...'den tahsiline karar verilmiş, hükmü davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden ; Olay tarihinde, davacı ...'in eşi, diğer davacıların annesi ve kızları olan ...'nin anten yönünü ayarlamak için eliyle döndürmeye çalıştığı sırada antenin çubuk üzerinden kopması ve şebeke üzerine devrilmesi ile anten kablosu üzerinden elektrik akımına maruz kalması nedeniyle vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşifler ve ...'dan talimat ile alınan bilirkişi raporlarına göre, binanın yakınından geçen telleri uzaklaştırmayan davalı ...(...)'ın %30, elektrik hattını dikkate almadan inşaat ruhsatı veren davalı belediyenin %40, ...'ninde %30 kusurlu olduğu belirtilmiştir.İdari işlemler, idari makamların kamu gücüne dayanarak, idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen irade açıklamalarıdır. İdari işlemlere karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari yargıda iptal davası açılabileceği gibi; idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan istenerek, bu istemin reddedilmesi üzerine iptal davası açılabilir. İdari Yargı'nın konusu, idarenin idare (kamu) hukuku alanında ki faaliyeti ile ilgili davalardır.İdare, bir işlemi, eylemi veya sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise, uygulanacak hukuk idare hukukudur. 17/15 sayılı ve 11.2.1959 günkü Y.İ.B.K.'nda açıkça belirtildiği gibi, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve proje yapıp, o plan ve projeler gereğince iş görmesi, kararın neticesi olan birer idari eylemdir ve idari yargı görevlidir. Kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş, kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da, yukarıda açıklanan yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler. Bunun açık örneği haksız eylemler ve işlemlerdir. Haksız fiil niteliğindeki eylemler kamu hizmeti kavramı içinde düşünülemez. Davalı belediyenin, binaya ruhsat verirken imar planına işlenmiş elektrik hattını dikkate almaması, binanın enerji nakil hattına yakın yapılmasına izin vermesi nedeniyle dava konusu haksız fiilin meydana gelmesine sebep olmuştur. Davada, davalının plan ve projeye dayalı iş yaptığına dair belge sunulmadığı gibi, haksız eylemin bir idari işleme dayanılarak yapıldığı da kanıtlanamamıştır.
Bu durumda, haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda çözümlenmesi gerekirken, mahkemece; idari yargının görevli olduğundan bahisle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacılar vekilinin tedavi giderleri için maddi tazminat talebinde bulunmalarına rağmen mahkemece, bu yönde bir hüküm kurulmaması doğru değildir.
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, davalı ... (...)'ın olayda %30 kusurlu olduğu anlaşılmasına rağmen, bilirkişi raporunda hesaplanan %70 kusur oranına göre belirlenen miktarın tamamının bu davalıdan tahsiline karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.