YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20410
KARAR NO : 2012/23982
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacının davalıların özbabası olduğunu, davacı babanın akciğerlerinden rahatsız olup çalışamayacak kadar hastalığının ağırlaştığını, işi ve herhangi bir geliri olmadığı gibi emekli maaşının da olmadığını, yakınlarının yardımı ile zor geçindiğini, davalıların üçününde iş sahibi olduğunu, herbirinin aylık gelirinin 1.000 TL nin üstünde olduğunu belirterek, tarafların ekonomik durumlarının araştırılıp tespiti ve her birinden aylık 350 TL nafakanın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece,”…davacının eşinden boşandığı, boşandıktan sonra davacının o tarihlerde küçük olan davalı çocuklarının yetişmesi ve eğitimi sırasında tamamen ilgisiz kaldığı, aralarında kişisel ilişki kurmadığı, davalıların kendi çabaları ile davacının desteği olmaksızın okudukları ve davalı …’in dava açıldığında evli olduğu, diğer davalıların da yargılama sırasında evlendikleri, davacının bir mesleğinin olmadığı, evli iken de çalışmadığı, boşandıktan sonra da çalışmadığı, davacıya ölene kadar babasının baktığı, davacının yalnızca bir süre kahvehane çalıştırdığı, çocukların yetişmesi eğitimi ile ilgilenmeyen onlarla kişisel ilişki kurmayan davacının davalı çocuklarından yardım nafakası talep edemeyeceği kabul edildiğinden davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 364. maddesine göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında da; “:…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.Dosya kapsamından, davacının 61 yaşında olduğu, çalışmadığı, gelirinin bulunmadığı, geçimi için kardeşinin yardım ettiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, davacı tarafça istenilen nafakanın davalılar için kanuni bir ödev haline gelmiş olduğu gözetilerek, günün ekonomik koşulları da dikkate alındığında yardıma muhtaç hale geldiği açık olan davacı tarafın geçimi için gerekli, davalıların geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümüyle reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.