Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/20687 E. 2012/24129 K. 22.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 21:53


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20687
KARAR NO : 2012/24129
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 21.940,00 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili; davalı adına tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle 8 nolu parselde kayıtlı 569/800 hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğini ve kararın 12.05.2010 tarihinde kesinleşmiş olduğunu belirterek, tapunun davalı adına devir tarihi olan 28.05.2007 tarihinden mahkemece tescile ilişkin verilen kararın kesinleşme tarihi olan 12.05.2010 tarihine kadar işlemiş olan ecrimisilden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL, 03.10.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırarak 21.940,00 TL ecrimisil bedelinin işlediği dönem tarihinden başlatılacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.Ecrimisil davaları haksız işgal nedeniyle ödenmesi gereken tam bir tazminat davası olup, davacının kazanç kaybını karşılamayı amaçlar. Bu nedenle özellikle tanık beyanları somut hesapta nazara alınması gereken delildir. Davada kiracı olarak davalıya kira ödeyen taraf tanıkları dinlenmiş, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine mahkemece 6.3.2012 tarihli duruşmada HMK.281/3 maddesi uyarınca tanık beyanlarına göre bilirkişiden hesaplama yapılması istenildiği halde, bu ara kararı yerine getirilmeden davanın bitirilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Ayrıca, ecrimisil kötüniyetli şagilin ödemesi gereken bir tazminat olup, (TMK.md.995), herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüslük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK.md.2). O nedenle davacı eş ve çocuklarından mal kaçırmak için dava konusu taşınmazı arkadaşına devretmiş, davalı babası da ondan hukuken geçersiz bir şekilde devralmıştır. Ama dava konusu taşınmazın ikinci katında o tarihte davacının eşi henüz boşanmadığı) ve çocukları oturmuş olup, bilhassa tanık ... beyanına göre davalı babanın onlardan kira almadığı anlaşıldığına göre, bu bölüm için de davalının ecrimisil ile sorumlu tutulması iyiniyet kurallarına uygun bulunmamıştır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK.un geçici 3.maddesinde düzenlenen "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2.maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü gereğince HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.