Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/20914 E. 2012/24289 K. 26.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 17:27


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20914
KARAR NO : 2012/24289
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 10.000 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren ticari faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dava dilekçesinde; taşınmazların davacılara ve davalılara ortak muristen kaldığını, davacıların da hakkı olmasına rağmen taşınmazlardan yararlanamadıklarını, davalıların davacıların fındık toplamasına izin vermediklerini, ürün bedelini de kendi aralarında paylaştıklarını belirterek toplam 10.000 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/511 esas sayılı dava dosyasının da bağlantı nedeni ile bu dava ile birleştirildiği anlaşılmıştır.Davalı ... ile ... beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Mahkemece asıl davanın reddine; birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.Dosyada yeralan, ...’ın güncel nüfus aile kayıt tablosundan; anılan davacının asıl dava tarihinden sonra ancak birleşen dava tarihinden ve karar tarihinden önce 07.04.2007 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.Dava ehliyeti ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu hususlar kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Bilindiği üzere taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti Medeni Hukuktaki, medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul Hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanuna göre belirlenir. (HUMK 38.mad; MK 8.mad; 48mad.) Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (MK 8.mad) ve tüzel (MK 48.mad.) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine sahiptir. Taraf olma ehliyeti, medeni haklardan yararlanma hakkının bir sonucu olup; usul hukuku açısından süje olma, usul hukukundan yararlanma yeteneğidir.
Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir; dolayısıyla gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade ehliyeti ölümle sona ereceğinden, ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur.Bir davada tarafların, taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle; davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dava esasa girilmeden reddedilir.Somut olayda asıl dava tarihinden 17.05.2006, birleşen dava tarihinin 12.05.2010, karar tarihinin 23.03.2012, her iki davanın da davacılarından birisi olan Halil Hısım’ın vefat tarihinin 07.04.2007 olduğu, anılan davacının her iki davada da vekili ile temsil edildiği anlaşılmıştır.
Davacılardan ...’in ise davacı ...’e vekaletname verdiği, bu vekaletname ile ...’in ...’e vekaleten kendi adına asaleten vekile verdiği vekaletname ile her iki davacıyı vekil ile temsil ettirdiği, davacı ...’in davacı ...’e 19.12.2005 tarihin noterde düzenleme şeklinde verdiği vekaletnamenin 07.04.2007 tarihinde vekil kılınan ...’in ölümü ile (vekalet ilişkisi ölüm ile sona ereceğinden) sona erdiği bu tarihten sonra davacı vekili ile davacı asil ... arasındaki vekalet ilişkisinin dayanağının da kalmadığı görülmüştür.Bu bağlamda mahkemece, asıl dava açıldıktan sonra vefat eden davacı ...’in mirası ölüm tarihi ile açılacağından malvarlığına ilişkin bir dava olan asıl dava yönünden veraset belgesinde yeralan tüm mirasçılarının dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek davaya devam edip etmeyecekleri belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi, birleşen dava açılmadan daha önce vefat eden davacı ...’in bu davanın açıldığı gün itibari ile taraf ehliyetine sahip olmadığı anlaşıldığından birleşen davanın davacı ... yönünden reddine karar verilmesi, her iki dava için 19.12.2005 tarihli vekaletname ile davacı ... tarafından temsil edilen yani ...’in kendi adına asaleten ... adına vekaleten vekile verdiği vekaletname ile vekil tarafından temsil edilmiş olan davacı ... yönünden ise; davacı ... ile vekili avukat arasındaki vekalet ilişkisinin dayanağını oluşturan vekalet ilişkisi ...’in ölümü ile sona erdiğinden; davacı asil ...’in vekaletnameyi bizzat avukata vermesi gerektiğinden bu konuda önel verilerek davacı asil ... tarafından avukata vekaletname verilirse davaya devam edilmesi aksi takdirde davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yukarıdaki ilkeler göz ardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş; kararın bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.