YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22011
KARAR NO : 2012/25316
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkili …’nın, boşanma ile yoksulluğa düştüğünü, diğer taraftan müşterek çocuk … lehine hüküm altına alınan iştirak nafakasının da aradan geçen süre de göz önüne alındığında yetersiz kaldığını ileri sürerek; müvekkili … lehine 300 TL yoksulluk nafakası takdir edilmesini, iştirak nafakasının ise 200 TL den 400 TL ye yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; tarafların … 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.10.1996 gün ve 1995/511 E. 1996/855 K sayılı ilamı ile boşandıklarını, davacı tarafın aradan 15 yıl geçtikten sonra yoksulluk nafakası talebinde bulunduğunu, müvekkilinin yeniden evlendiğini, kaldı ki yoksulluk nafakasının koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 250 TL yoksulluk nafakası takdirine, iştirak nafakasının ise 250 TL ye artırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1- İştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle müşterek çocuğun eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetilerek; iştirak nafakasına ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile artırıma ilişkin verilen hükmün ONANMASINA,
2) Yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılan, boşanma sebebiyle yoksulluk nafakası istemine ilişkindir(TMK. md. 175).TMK. nun 178. maddesine göre; evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrar.Maddi hukuktan kaynaklanan bir savunma aracı olan zamanaşımı def’i, ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde dikkate alınabilir. Aksi takdirde hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz (BK. md.140).Somut olayda; davalı vekilinin, cevap dilekçesinde yer alan; “Davacı boşanma tarihinin üstünden 15 yıl geçtikten sonra yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur:” ifadesine dayanarak “davanın reddi” isteğini ileri sürmesi, davada zamanaşımı def’inin ileri sürüldüğü anlamına gelmektedir(HGK. nun 03.05.2006gün ve 2006/4-232 E. 269 K.) Hal böyle olunca; zamanaşımı def’inin mahkemece öncelikle ve önsorun hükümleri (HMK.md.163 vd.) uyarınca incelenmesi ve bir karara bağlanması gerekirken; bu yön gözardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.