Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/3388 E. 2012/8690 K. 02.04.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 06:06


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3388
KARAR NO : 2012/8690
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 2.674,98 TL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, dava dışı dersane sahibinin kullandığı kaçak elektrik bedelinin talep üzerine taksitlendirildiği ve davalının taksitlendirme protokolünü müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ancak vadesi geldiğinde taksitlerin ödenmediği ileri sürülerek 2 725,45 TL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istenilmiştir.Davalı, taksitlendirme protokolünü ve imzayı kabul etmiş ancak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece, B.K.'nun 484. maddesine göre alacaklının önce asıl borçlu hakkında takip yaparak alacağın tahsili imkansız olur ise ya da icra takibi yapılmasının mümkün olmaması halinde adi kefile başvurulabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı, 12.08.2008 tarihli taksitlendirme protokolüne dayanmaktadır. Davalı bu protokole göre müşterek ve müteselsil kefalet vermeyi taahhüt etmiş, miktar 3120,00 TL olarak belirtilmiş, protokol ekindeki taksitlendirme çizelgesine göre ödenmesi taahhüdünde bulunulmuştur. Ancak, belirlenen dönemlerde ödenmediği için ... 14. İcra Müdürlüğü'nün 2009/11520 sayılı dosyası ile takip yapılmış olup vaki itiraz üzerine bu dava açılmıştır. Müteselsil kefalet Borçlar Kanunu'nun 487/1. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde "kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir" hükmünü içermektedir. Bu durumda davacının doğrudan ya da asıl borçlu ile birlikte müteselsil kefil hakkında icra takibi yapması mümkün olup takibe konu edilen taksitlerin ödendiği kanıtlanamadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.