YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/34
KARAR NO : 2012/4745
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; tarafların 2004 yılında boşandıkları, protokol uyarınca davacının emekli maaşının eşit paylarla davalı eş ve çocuklara yoksulluk ve iştirak nafakası olarak ödenmesine karar verildiği, ancak ekonomik kriz nedeniyle davacının ortağı olduğu şirketin tasfiye sürecine girdiği, akrabaların yardımı ile geçinir hale geldiği, davalının ise birden çok taşınmaza ve kira gelirine sahip olduğu, yoksulluğunun ortadan kalktığı, çocukların ise 18 yaşını doldurdukları ileri sürülerek, davacının emekli maaşının nafaka olarak ödenmesine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece; yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren kaldırılmasına, çocuklar bakımından ise 18 yaşını doldurduklarından nafaka kendiliğinden kalkacağından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni geretirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.Türk Medeni Kanununun 176/3. maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı 176/4.maddesinde de tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda taraflar anlaşmalı bir şekilde boşanmış olup, yaptıkları protokole uygun olarak nafakaya hükmedilmiştir. Protokolün, boşanma davasının görüldüğü dönemdeki şartların dikkate alınarak yapıldığı açıktır. Davada boşanma davası sonrasında davacının gelirlerinin düştüğü, davalının ise birden çok gayrımenkule ve kira gelirine sahip olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece davacının gelirindeki düşüş sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı nafaka alacaklısının boşanma kararından sonra iddia edildiği gibi malvarlığı ve gelirlerinde onu yoksulluktan kurtaracak düzeyde bir artışın olup olmadığı araştırılmadan karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı nafaka alacaklısının ileri sürülen mal varlığına boşanma davası sırasında sahip olup olmadığı araştırılarak, o dava sırasında da mevcut malvarlığına sahip olduğu anlaşılır ise; önceki nafakanın kararlaştırıldığı tarihte tarafların gelirleri arasında kurulan denge gözetilmelidir. Buna göre, sonraki zamanda davalının gelirinde elinde olmayan nedenlerle düşüş olduğu dikkate alınarak hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde nafakanın indirilmesine karar verilmelidir. Mal varlığı ve kira gelirinin boşanma kararından sonra edinildiğinin anlaşılması halinde ise şimdiki gibi karar verilmelidir.Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.