Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/3493 E. 2012/10740 K. 19.04.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 21:48


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3493
KARAR NO : 2012/10740
KARAR TARİHİ : 19.04.2012

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde davacı hakkında davalı tarafından yapılan 6146,25 TL'lik icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/429 E.- 2007/129 K.sayılı ilamı ile sonuçlanan davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ve 5177 TL tasfiye alacağın müvekkili davacıdan tahsiline karar verildiğini, sözkonu bu alacağın alacaklı davalı tarafından müvekkili aleyhine Kastamonu 2.İcra Müdürlüğünün 2007/2660 E.sayılı dosyası ile 5177 TL asıl 348 TL mahkeme masrafı 622 TL vekalet ücreti toplamı: 6146,25 TL üzerinden ilamlı icra takibi yapıldığını ve bu bedelin müvekkili tarafından icra dosyasına ödendiğini, icraya konu mahkeme ilamının Yargıtay'ca bozulması üzerine, bu sefer Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/140 E.- 2010/607 K.sayılı ilamı ile tasfiye alacağı olan 5177 TL ve ayrıca 6252 TL cezai şartın davacı müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, davalı alacaklı tarafından müvekkili hakkında Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2011/1468 E.sayılı dosyası ile önceki takip hiç nazara alınmadan 11.429 TL asıl ve fer'ileri ile birlikte 14.606,72 TL alacak için müvekkili hakkında icra takibi yapılığını, oysa ki; müvekkili tarafından aynı alacakla ilgili önceki takipte 6146,25 TL'nin ödendiği halde davalının kötü niyetle mükerrer takip yaptığını ileri sürerek Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünce 2011/1468 E.sayılı takip nedeniyle bu takibin 6146,25 TL'lik kısmı için borçlu olmadığının tesbiti ve davacı müvekkili lehine %40 kötü niyet tazminatına hükmolunması talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevabında davaya konu icra takibinin sehven yapıldığını, takipten feragat edildiğini ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; ilk takip olan Kastamonu 2.İcra Müdürlüğünün 2007/1660 E.sayılı dosyasında takip yapılan tüm alacak miktarının davacı tarafından davalıya ödendiğini, buna rağmen davalı tarafından Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2011/1468 E.sayılı icra talebi ile davacı hakkında mükerrer takip yapıldığını, davalı vekili tarafından menfi tesbit davasının açılmasından sonra davaya konu Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2011/1468 E.sayılı icra dosyasındaki 6146,25 TL'lik kısım yönünden takipten feragat ettiğine ilişkin dilekçe sunduğunu bu nedenle davanın konusuz kaldığını ileri sürmüş ise de; davalı vekilinin sözkonusu feragat beyanı takibe ilişkin olup, takibe konu alacağa ilişkin olmadığını, aynı alacaklar için davalının daha sonradan yeniden icra takibi yapmasının mümkün olduğunu, açılan menfi tespit davasının ise genel hükümlere göre görülen ve sonucunda verilecek kararın taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm tescil edecek bir tesbit davası mahiyetinde olduğunu, dolayısı ile davanın konusuz kaldığının kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle takibin kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığına ve asıl alacak olan 5177 TL'nin %40'ı olan 2070,80 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; yargılama aşamasında takip alacaklısı davalı tarafından 28/07/2011 tarihli dilekçesi ile takibin dava konusu miktarı olan 6146,25 TL'lik kısmından feragat etmiş; bu feragatını yargılama aşamasında mahkemeye de bildirmiştir.
Davalı, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunması, bu durumda da koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatının da reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.