Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/4618 E. 2012/10146 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4618
KARAR NO : 2012/10146
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde herbir davacı için 10.147,50 TL olmak üzere toplam 20.295 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 2.250,76 TL’lik bölümünün kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, mirasbırakandan kalan taşınmazların davalı ortak tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek; 24.03.2008 – 17.08.2009 tarihleri arasındaki dönem için her bir davacının hissesine düşen 10.147,50 TL olmak üzere toplam 20.295 TL ecrimisilin hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kendisinin … Köyünde ikamet eden dava dışı kızının yanında yaşadığını, eşi olan mirasbırakanın ölümünden sonra taşınmazların kira gelirlerini bir süre davacılardan …’ın, sonrasında ise dava dışı oğlu … …’ın topladığını savunmuş, davalı vekili ise davanın davacıların kardeşi ve davalının oğlu olan dava dışı … …’a karşı açılması gerektiğini ileri sürerek, davanın husumet nedeniyle reddini dilemiştir.
Mahkemece; tanık anlatımları ile davaya konu taşınmazlardan bir tanesinde halen davalının ikamet ettiği, bu sebeple davalının bu taşınmaz için davacılara ecrimisil ödemekle yükümlü bulunduğu, diğer taşınmazların ise davaya konu dönemin bir bölümünde davacı … tarafından, geriye kalan bölümde ise dava dışı … … tarafından kullanıldığı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulü ile 1.125,38‘er TL ecrimisilin davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm; taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ecrimisil, kötü niyetli zilyedin ödemekle sorumlu olduğu tazminat olup, ecrimisile hükmedilebilmesi için öncelikle işgalin varlığının ve hangi tarihe kadar devam ettiğinin (davacı tarafça) usulünce ispat edilmesi gerekmektedir.
İşgalin ispatı için dinlenilen davacı tanığı … …, eşinin annesi olan davalının İstanbul’daki taşınmazın bir dairesinde oturduğunu bildirmiş ise de davalının 7 daireli taşınmazın hangi dairesinde oturduğuna dair bir beyanda bulunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise taşınmazdaki 7 adet dairenin cephesine ve yüzölçümüne göre getirebileceği kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmiştir. Şu durumda, davalının taşınmazda hangi daireyi kullandığının davacı tarafça ispat edilmesi ve bundan sonra ecrimisilin belirlenmesi gerekmektedir.
Bundan ayrı, kural olarak elbirliği yada paylı mülkiyette, taşınmazı kullanan malikten ecrimisil talep edilebilmesi için, diğer maliklerin taşınmazdan yararlanma isteklerini karşı tarafa iletmiş olmaları gerekir. Yararlanma isteğinin açıklanması belli bir şekil şartına bağlı olmadığı gibi yemin dâhil her türlü delil ile ispat edilebilir. Bu koşul dava şartı niteliğindedir ve mahkemece re’sen araştırılması gerekir.
Somut olayda; davacılar tarafından davalıya çekilmiş bir ihtarname bulunmadığı gibi, davacının, dinlettiği tanığın beyanlarından da, davalının intifadan men edildiği hususu anlaşılamamaktadır.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa, intifadan men koşulu ile davalının kullandığı ileri sürülen dairenin varlığının ispatı yönünden, tüm delillerini sunması için imkân tanınmalı, davalının işgalinin varlığının ve intifadan men koşulunun olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin olarak saptanmasından sonra, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, 16.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.