Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/5061 E. 2012/8681 K. 02.04.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 06:11


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5061
KARAR NO : 2012/8681
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, tarafların 23 yıldır evli olduklarını, davalı kocanın sorumsuz davranışları nedeniyle tarafların Ocak 2010'dan beri ayrı yaşadıklarını, davacının annesinin yanında yaşadığını müşterek çocuğun eğitim masraflarını annesi ve dayılarının karşıladığını beyan ederek, davalı aleyhine Ocak 2010'dan itibaren aylık 350 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, vermiş olduğu cevap dilekçesinde davacının 2 yıl önce müşterek evi terkettiğini ve tüm çabalarına rağmen geri dönmediğini, ayrıca her ay Dalaman Belediyesince verilen aylık 300 TL mutfak yardımını davacının aldığını, evi terkederken de tüm ev eşyalarını alıp götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının Şevikoğlu Markette çalıştığı, SGK kayıtlarına göre aylık 1.030,44 TL ücret aldığı dolayısıyla tarafların gelirlerinin ve sosyo-ekonomik durumlarının birbirine denk olduğundan bahisle nafakaya hükmedilmesi şartlarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK’nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı kanunun 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Boşanma davasının açılması veya kanunda öngörülen nedenlerle ayrı yaşama hakkı bulunan davacı eşin çalışıyor olması ve böylece ekonomik durumunun davalıya yakın hatta daha iyi düzeyde olması tedbir nafakasına hükmedilmesine engel değildir. Halen evlilik birliği hukuken devam ettiğine göre, ayrı yaşamaya haksız olarak sebebiyet veren eş, tedbiren nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde bu husus dikkate alınmak zorundadır. Böylece “hakkaniyet” ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir (TMK. md. 4).Somut olayda; davacının ayrı yaşamada haklılığı kanıtlanmıştır. O halde davacı lehine “hakkaniyet” ölçüsünde bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile davacı eş yönünden istemin tümüyle reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.