YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6642
KARAR NO : 2012/10317
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 41.366,47 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; davacı temizlik şirketi ile davalı idare arasında düzenlenen sözleşme gereğince davacının yüklenici olarak davalı idare temizlik hizmeti alımı işinin taahhüdünü üstlendiğini, davacının bu hizmetini ifa ederken 5510 sayılı yasanın 81.maddesinde belirtilen sigortalıların malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin hazinece karşılanacak beş puanlık kısma tekabül eden 41.366,47 TL’nin davalı idare tarafından davacının hak edişinden kesilerek davacıya 41.366,47 TL eksik ödeme yapıldığını, bu kesintinin davalı tarafından yapılamayacağı ileri sürülerek; fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 41.366,47 TL’nin davalıdan tahsili istenmiştir.
Davalı ise, öncelikle zamanaşımı definde bulunmuş, esası bakımından da; yapılan kesintinin sözleşme ve ihale gereği kamu zararını karşılamak amacıyla yapıldığını, kamu ihale genel tebliğine göre hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “Taraflar arasında imzalanan 19/11/2008 ve 10/12/2009 tarihli sözleşmelerin 8/2 ve 9/2.maddelerine göre “Hizmet İşleri Genel Şartnamesi” sözleşmelerin eki olarak kararlaştırılmıştır.
…Şartnamenin 42.maddesinde hak edişlere ne şekilde itiraz edileceği, itiraz edilmemesi halinde yüklenici aleyhine sonuç doğacağı ve artık herhangi bir alacak isteminde bulunamayacağı belirtilmiştir. Yüklenici, itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hak edişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı, faturalara yansıtması gereken %5’lik kesintiyi kendiliğinden, kendi iradesi ile yaparak, faturayı, bu kesinti miktarını düştükten sonra kalan miktar üzerinden düzenlemiştir. Gerek faturalarda, gerekse hak edişlerde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödeme yapmıştır.
Böylece, davacının, sözleşmeler gereğince düzenlenen kesin hakedişlere itiraz etmeyerek, içeriğini kabul etmiş olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 81.maddesinde, Kanun gereğince alınacak sigorta prim oranları ile Devlet Katkısı düzenlenmiş olup, maddenin (1) bendinde; özel sektör işverenlerinin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutar ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresi içerisinde ödemeleri ve Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması halinde; Kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanacağı düzenlenmiştir.
Kanunla, sigorta primini düzenli olarak ödeyip, diğer yükümlülüklerini de süresinde eksiksiz olarak yerine getiren özel sektör işverenine bu yükümlülükleri yerine getirmeyen diğer özel sektör işverenlerine göre bir destek unsuru sağlanmış olup, prim ödemeyi teşvik amacı taşıdığı açıktır. Davaya konu alacak; hazinece karşılanacağı, düzenlenen işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden kısımdır. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.