Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/7524 E. 2012/11479 K. 26.04.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 30.12.2023 00:05
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7524
KARAR NO : 2012/11479
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya dair hak saklı tutularak 30.000,00 TL alacağın faiziyle tahsili (ıslahen alacağın tesbiti) istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkilinin eşinin 1997 yılında şehit olduktan sonra müvekkili ile davalılar arasında sözlü olarak yapılan anlaşma gereğince şehit olan müvekkilinin oğluna devlet tarafından sağlanan işe yerleştirmede öncelik hakkından davalının oğlu lehine vazgeçildiğini, bunun karşılığı davalıya ait 4 parselde bulunan dairenin müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, fiilen teslim edilen ve karkas halinde bulunan dairenin tüm iç işçiliğinin müvekkili tarafından üstlenildiğini, malikin bilgisi dahilinde binanın sıva dış badanası ve zemin katın parmaklıkları ile diğer iki dairenin pimapen camlarının müvekkili tarafından yapıldığını, tapuda devrin yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin faydalı masraf alacağının tahsili için 2009 senesinde ... Sulh Hukuk Mahkemesinde 2009/18 esas sayılı dosyada kısmi olarak 2000 TL lik bir alacak davası açıldığını, söz konusu davanın devam ettiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000 TL alacağın davalıdan yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; derdestlik itirazlarının, ayrıca zamanaşımı itirazlarının olduğunu, esasa ilişkin olarak da; davacı tarafın taşınmazda halen haksız işgalci olarak bulunduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 21.06.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin henüz dava konusu evin anahtarını teslim etmediğinden alacağı talep hakkının doğmadığının araştırmaları neticesinde öğrendiklerini, anahtar teslimi yapılması durumunda delillerin kararması ihtimali göz önüne alındığında tespit davası açmakta menfaat şartı da oluştuğundan davalarını "alacağın tespiti" şeklinde bir tespit davası olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 21/06/2010 tarihi itibari ile davacının dava konusu ...ili, ... ilçesi, ... mahallesi 330 ada 4 parsel sayılı taşınmazın zemin katında bulunan daireye 44.225,90 TL'lik iyileştirme yaptığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/18 esas sayılı dosyasında; davacı tarafından dava konusu daireye yapılan masraflar için 2.000 TL talep edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre yapılan harcamaların 72.000 TL olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderildiği, görevsizlik kararının Yargıtay denetiminden geçerek onaylandığı, dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/875 esas sırasına kaydedildiği görülmüştür.Aynı taraflar arasında, aynı hukukî sebepten doğan davalar arasında biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle bağlantı var sayılır.Aralarında bağlantı olan davalar da, eğer aynı yer mahkemesinde görülüyorlarsa, davanın her aşamasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirme kararı verilebilir (HUMK. madde 45/1.HMK.md.166).Somut olayda da, aynı yer mahkemesinin 2010/875 esasında kayıtlı, aynı taraflar arasında ve aynı hukukî ilişkiden doğan ve bu nedenle aralarında irtibat bulunan başka dava da mevcut olduğundan ve biri hakkında verilecek hüküm diğerlerini de etkileyeceğinden, anılan davalar birleştirilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulmak üzere, kararın bozulması gerekmiştir.Ayrıca, "çoğun içinde az da vardır" kuralı gözetilerek mahkemece davacı isteminin içinde muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteminin de bulunduğu kabul edilerek, ileride açılacak eda davasına delil teşkil etmek üzere, kararda davacı tarafından yapılan işler tek tek sayılarak davacı tarafından yapıldığının tespiti ile dava tarihinde taşınmazın davacı tarafından yapıldığı kabul edilen faydalı giderlerle birlikte gerçek değeri ile faydalı giderler dikkate alınmaksızın taşınmazın çıplak gerçek değerinin belirlenmesi, bu şekilde elde edilecek değerler arasındaki farklar birbirine oranlanarak bu oranın tespiti ile yetinilmesi gerekirken, doğrudan yapılan işler bedeli alacağın belirlenmesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.