Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/7551 E. 2012/11440 K. 26.04.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 30.12.2023 07:20
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7551
KARAR NO : 2012/11440
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
Davacı ... ile davalılar ...-... aralarındaki vasiyetnamenin iptali davasına dair ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.06.2011 günlü ve 2010/96 E-2011/217 K. Sayılı hükmün Bozulması hakkında dairece verilen 19.01.2012 günlü ve 2011/18239 E-2012/1244 K. sayılı ilama karşı davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesinde; ilk evliliğinden olma kızları olan davalıların, ikinci evliliğinden olan dava dışı kızı ... ’i mirastan mahrum etmek amacıyla annesi olan mirasbırakan ... 'ya manevi baskı uyguladıklarını, bu nedenle mirasbırakanın ... 1. Noterliğince düzenlenen 17.06.2009 tarih ve 144192 yevmiye nolu vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını davalılara vasiyet ettiğini ileri sürerek; kanunen geçerli olmayan vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.Davalılar vekili; müvekkillerinin mirasbırakan tarafından büyütüldüğünü, bu nedenle iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; toplanan delillere göre vasiyetnamenin davalıların baskısı sonucu düzenlendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dairemizin 19.01.2012 gün ve 2011/18239 E. - 2012/1244 K.sayılı ilamı ile “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Somut olayda; davacı yargılamada "yazılı beyanlarını tekrar ettiğini ve ayrıca vasiyetnamenin davalıların baskısı ile yapıldığını" ifade etmiştir. Davacının yazılı beyanlarını içeren 27.04.2001 tarihli dilekçesinde ise; "...vasiyetnamenin iptalini, olmazsa mahfuz hissesinin mahfuziyetine dair kararda şerh düşülmesini" içeren talep mevcuttur. Davacının bu talebi, saklı payının gözetilerek, tasarrufun tenkisi isteğine ilişkindir. Vasiyetname yasa gereğince mutlak tenkise tabidir. (TMK.519.md.) O halde talep, tenkis hükümlerine göre incelenerek, TMK 507/4 ve diğer maddeleri uyarınca davacının mahfuz hissesi incelenerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı taraf bozma ilamına karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.Dava dilekçesindeki sözlerden ve belirtilen olaylardan; davacının, davalıların manevi baskısı sonucu mirasbırakanca düzenlenen vasiyetnamenin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dilekçede davacının kızı ... ’nin miras hakkının engellendiği iddiası, bu kişinin mirasbırakanın değil davacının yasal mirasçısı olması, diğer bir anlatımla mirasbırakanın tek saklı paylı yasal mirasçısının davacı olması nedeniyle davanın gerçek niteliğini değiştirmemektedir.Diğer taraftan, davacı dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptalini istediği halde; yargılama sırasında verdiği 27.04.2011 tarihli dilekçesiyle bu isteğinin kabul edilmemesi halinde saklı payının korunmasını dileyerek ölüme bağlı tasarrufun tenkisini talep etmiş, davalı taraf da süresinde davanın genişletilmesine (ve değiştirilmesine) muvafakat etmediklerini bildirmiştir.TMK.nun 560. maddesine göre, “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.”.Aynı kanunun 571/1 maddesi uyarınca ise; “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.”. Bu süre, hakdüşürücü nitelikte olup, resen dikkate alınır.Dosyadaki vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dava dosyasından; vasiyetnamenin bulunduğu yer mahkemesi aracılığı ile avukat olan davacıya 24.02.2010 tarihinde okunduğu ve davacının aynı tarihte sunduğu dilekçe ile vasiyete yönelik itirazlarını bildirdiği anlaşılmaktadır.Şu duruma göre, saklı payın zedelendiğinin davacı tarafça öğrenildiği 24.02.2010 tarihi ile tenkis talebine dair dilekçe günü olan 27.04.2011 arasında bir yıllık hakdüşürücü süre geçmiş bulunduğundan, davanın reddine dair verilen karar sonucu itibariyle doğrudur.Ne var ki, mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe ile onanması gerekirken, zuhulen bozulduğu anlaşılmakla, davalı tarafın karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 19.01.2012 gün ve 2011/18239 E. 2012/1244 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.