Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/7993 E. 2012/12164 K. 15.05.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 10:24


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7993
KARAR NO : 2012/12164
KARAR TARİHİ : 15.05.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 4.880 TL ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini beyan ederek 2002-2008 yılları arası 4880 TL. ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı savunmasında, taşınmazda hissedar olduğunu ve kendi hissesine isabet eden yerden daha az yer kullandığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davalının kendisine düşen hisseden daha az yer kullandığı ve davacının payına bir müdahalenin söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalının hissesine göre dava konusu parseldeki kullanım hakkı 124,25 metrekareye tekabül etmekte olup, fiilen kullandığı kısım 121,57 metrekaredir.Bu durumda davalı taraf mahkemenin de kabulünde olduğu üzere , payından daha az yerden istifade etmektedir.TMK.mad. 693’e göre: “Paydaşlardan herbiri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir”. Buna göre, her paydaşın, müşterek mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Zira, yasa, yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmiştir. Kullanma olanağı sınırsız değilse (müşterek mülkiyet konusu bir apartmandaki asansörden yararlanma gibi), paydaşların örneğin yerce bölünmüş ya da zamanla değişen bir kullanma anlaşmasıyla kullanmanın biçiminde uyuşmaları gerekir.
Açıktır ki, sözkonusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim, Medeni Kanunda, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir (TMK.mad.693). Kaldı ki TMK.mad.2 hükmü gereğince de bu sonuca ulaşılacaktır.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlandırma olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini gözönünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalılar), kullanmayan (davacı) haklarını, rayiç kira üzerinden ve onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.
Kötüniyetli zilyet, taşınmazın (nesnenin) haksız olarak alıkonulmasından kaynaklanan tüm zararlardan sorumludur.Davacı, yukarıdaki ilke ve yasal düzenlemeler karşısında, davalının (paydaşın) taşınmazın bir bölümünü kullanmasından ötürü zarara uğradığını ispat ettiği takdirde tazminat (giderimi) istemeye hak kazanır. Mahkemece yukarıda anlatılanlar ışığında bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,15/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.