Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/8085 E. 2012/10802 K. 24.04.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 06.01.2024 21:58
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8085
KARAR NO : 2012/10802
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde davalı adına kayıtlı olan aracın davacı adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hak saklı olmak üzere 32.064 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av ... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin karara bağlanması için dosyanın belirlenen güne bırakılması uygun görüldü.Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin, eşinin çalışmakta olduğu davalı şirketin yetkilileri ile aracını yenilemek üzere anlaştığını, yapılan anlaşma gereğince müvekkilinin eski aracının 13.000 TL değer biçilerek yeni aracın alınacağı dava dışı bayiye teslim edildiğini, geriye kalan satış bedelinin de davalı şirket adına çekilen 20.000 TL kredi ile ödenildiğini, müvekkilinin bu şekilde satın aldığı aracını, daha sonra geri alacağına inanarak, davalı şirket adına tescil ettirdiğini, sonrasında ise müvekkilinin davalı şirket adına çekilen krediyi taksitler halinde bankaya ödediğini, ancak eşinin işten ayrılması sonucunda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle davalı şirketin aracın mülkiyetini müvekkiline geçirmekten imtina ettiğini ileri sürerek; davaya konu aracın müvekkili adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile müvekkilinin ödemiş olduğu 32.064 TL nin ödeme tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu aracın müvekkili şirkete ait olduğunu, iddia edildiği gibi taraflar arasında araç alımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, aksine davacının, satın aldığı mallar, eşinin şirket hesabından çektiği paralar ve yapılan taşınmaz satışı nedeniyle davalı şirkete borçlu bulunduğunu, bu nedenle davacının borcunun karşılığında davalı şirketin dava dışı bankaya olan kredi borcunu ödediğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; iddialarını ispatlayamayan davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, inanç sözleşmesine dayalı mülkiyet aktarımı, bunun mümkün olmaması halinde ise dava konusu aracın alımında davalı adına yapılan ödemenin tahsili istemleriyle açılmıştır.İnanç sözleşmesi; inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanılan, namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınırın (veya taşınmazın) mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.Somut olayda; yanlar arasında inanç sözleşmesini kanıtlayan yazılı delil bulunmamaktadır. Diğer taraftan, davacı taraf, karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini bildirmiştir. Bu nedenle, aracın mülkiyetinin aktarılması isteminin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.Ancak; davalı şirket, davaya konu aracın satış bedelinin ödenmesi amacıyla dava dışı bankadan 26.12.2006 tarihinde tüketici kredisi çekmiştir. Dosyadaki kredi sözleşmesi ile banka dekontlarından, bu kredinin belirlenen taksit tarihlerinde (araç için gönderildiği belirtilmek suretiyle ) davacı tarafından gönderilen havaleler ile ödenildiği sabittir. Buna göre, davacı terditli talebi olan davalı adına yaptığı ödemenin tahsili istemini (kısmen) kanıtlamıştır.Hal böyle olunca; davalı şirketin, davacı tarafından yapılan kredi ödemesi nedeniyle sebepsiz zenginleştiği gözetilerek; istemin talep edilen kredi tutarı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle istemin tümüyle reddi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.