Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/8258 E. 2012/13905 K. 30.05.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 06:05
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8258
KARAR NO : 2012/13905
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 37.075,00 TL ecrimisilin işleyecek yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazın hisseli maliki olan gaip kişilere davacının ... olarak atandığını, taşınmazın 425 m2lik kısmını 01.01.2000 tarihinden itibaren davalının konut ve bahçe olarak kullandığını ve haksız olarak işgal ettiğini tespit etmeleri nedeniyle 01.01.2005- 30.06.2010 tarihleri arasındaki dönem için toplam 37.075,00 TL ecrimisilin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, dava konusu taşınmazda hisseli malik olduğunu ayrıca taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur Mahkemece; paylı mülkiyete tabi taşınmazda paya sahip olan davalının taşınmazda hissesinden fazla yer kullandığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda 10.985,36 TL ecrimisilin her dönem sonu tahakkuk edecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.TMK. md. 693’e göre:”paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtla paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime ve şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde imar uygulaması yapılmasına kadar korunması ahde vefa kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir.Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesi de, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir.Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.
Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalı) ise, kullanmayan paydaşın haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.O halde açıklanan yasa maddeleri ve yargısal ilkeler gözetildiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, dava konusu toplam 7.170,00 m2 miktarlı, arsa vasfındaki hisseli taşınmazın, bina ve bahçe olmak üzere toplam 406.88 m2lik alanının davalı tarafından kullanıldığı belirlenmiş olmasına göre haksız olarak kullanılan toplam alan (406.88 m2) üzerinden ecrimisil hesap edilmesi gerekirken, davalının sahibi olduğu 20/7170 paya karşılık gelen 20 m2 alanın toplam işgal edilen miktardan düşülerek 386.88 m2lik işgal alanı için ecrimisil belirlenmesi ve buna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.