YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8669
KARAR NO : 2012/12144
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.191,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın, … Vakfına ait olduğunu; davalının, taşınmazı ev ve ahır yapmak suretiyle işgal ettiğini; bu nedenle, 10.12.2005 – 31.12.2010 tarihleri arası için tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelini, 6183 sayılı yasada öngörülen faiz oranları ile birlikte ödemesi gerektiğini ileri sürerek; 3191 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalının vefat ettiği anlaşıldığından, celse arasında davacı vekilince … mirasçılarının davaya dahil edilmesi için dahili dava dilekçesi verildiği görülmüştür.Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Hakkında dava açılan …’ün 31.03.2008 tarihinde vefat ettiği, iş bu davanın ise 19.07.2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 04.05.1978 gün 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı gibi “ölü kişi aleyhine dava açılamaz”. Başka bir anlatımla, davalının davadan önce ölmüş olması halinde davanın reddi gerekir. Her ne kadar, yargılama sırasında davalı mirasçıları davaya dahil edilmiş ise de; davalının yargılama sırasında ölümü halinde, mirasçılar dahili davalı olarak davaya katılabilir. Somut olayımızda olduğu gibi, dava dilekçesinde davalı gösterilen kişi dava açılmadan önce ölmüş ise, mirasçıların ihtiyari dava arkadaşlığı içinde bulunduğu; mecburi dava arkadaşlığı olamayacağından, mirasçıların davaya dahil edilmesi uygun görülemez. (HGK. 10.02.2010 gün 4 – 65 – 68 K. 30.01.2008 gün 2 – 36/47 K.) Mecburi dava arkadaşlığı yasamızda sınırlı sayıda belirlenmiş olup, davadan önce davalının ölmüş bulunması halinde, mirasçılarının mecburi dava arkadaşı da olamayacağından ölü şahıs hakkında dava açılamayacağından, hakkındaki davanın usul yönünden reddi gerekir. (HMUK. Prof.Dr.B.Kuru 2001.c.III., sh.3286 – 3288)
O halde, mahkemece; ölü kişi aleyhinde dava açılamayacağından, usul yönünden davanın reddi gerekirken, işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.u itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,15.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.