Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/8984 E. 2012/19910 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8984
KARAR NO : 2012/19910
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali, bunun mümkün olmaması halinde ise tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacılar vekili Av. … ile aleyhine temyiz olunan davalı velisi … ve davalılar vekili Av. … geldi. Gelen davalı velisi ile taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin karara bağlanması için belirlenen güne dosyanın bırakılması uygun görüldü.Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; davacıların mirasbırakanı olan …’in 11.12.2007 tarihli vasiyetnameyi, oğlu …’in korkutma ve zorlaması sonucunda düzenlediğini, diğer taraftan vasiyetnamenin düzenlenmesinde tanık olarak yer alan kişilerin …’in avukatı ve sekreteri olması sebebiyle kanunda öngörülen şekillere uyulmadığını ileri sürerek; vasiyetnamenin iptaline, bunun mümkün olmaması halinde ise vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; mirasbırakan …’e, mal varlığını torununa bırakması için oğlu olan davalı … tarafından tehdit ya da ikrah uygulandığını gösterir herhangi bir delilin bulunmadığı, yalnızca bir kısım davacı tanıklarının mirasbırakana bu konuda baskı yapıldığını, bir kısım davalı tanıklarının ise böyle bir baskıya şahit olmadıklarını ifade ettikleri, bu durumun varlığı kabul edilse bile tehdit veya ikrah durumu söz konusu olmadıkça, salt mücerret baskının vasiyetnamenin iptali için geçerli bir sebep olmadığı, davacıların terditli olarak talep ettikleri tenkis istemi yönünden ise mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile saklı paylar dışında tasarrufta bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İkrah (korkutma) kişinin irade serbestîsini ihlal suretiyle onu gerçek isteğine uymayan bir beyanda bulunmak zorunluluğunda bırakan, hukukun caiz görmediği davranışlardır. İkrah, maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Bir kimseye o akdi yapmasını temin için maddi tazyik yapılmışsa, örneğin eli tutularak zorla sözleşmenin altı imzalatılmışsa bu halde maddi ikrah hali varsayılır. Öte yandan bir kimsede korku yaratarak ona istenilen işlemi yaptırmayı amaçlayan tehdide de manevi ikrah denilir.Bir ölüme bağlı tasarrufun meydana gelmesine tesir edecek her türlü ikrah, bir iptal sebebi teşkil eder (TMK. md. 557/2). Ancak, her iki türünde de ikrahın ciddi olması, ikrahın ağır bir tehlike teşkil etmesi, tehdidin yaratacağı tehlikenin derhal gerçekleşecek nitelikte olması, tehdidin bizzat akdin tarafına veya yakınlarına yapılması ve yapılan tehdidin haksız ve hukuka aykırı olması, tehdidin şahsa, namusa, cana, mala veya hürriyete yönelmiş bulunması ve nihayet tehdit ile yapılan işlem arasında illiyet bağı bulunması koşulu aranır.Somut olayda; mirasbırakan …’e, torunu olan … lehine vasiyetname düzenlemesi için oğlu … tarafından baskı yapıldığı, mirasbırakanın vasiyetname düzenlemeye yanaşmaması nedeniyle oğlu tarafından birlikte işlettikleri galeriden kovularak bir süre bu işyerine gelmesine izin verilmediği, bu olay nedeniyle mirasbırakan ile oğlunun bir süre birbirleriyle konuşmayıp sonradan barıştıkları, ancak oğlunun daha sonra eşi ile birlikte yaşayan mirasbırakanın konutuna girmesine izin vermeyerek bir müddet işyerinde yatmaya zorladığı, eşi ve diğer çocuğu ile ailevi bir sorunu bulunmayan mirasbırakanın bu olaylar nedeniyle torunu lehine vasiyetname düzenlemeye zorlandığı toplanan deliller ve birbirini teyit eden tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır.Şu durumda; vasiyetnamenin mirasbırakana manevi ikrah altında yaptırıldığı sabit olduğundan vasiyetnamenin iptali isteminin kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.