Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/9514 E. 2012/14043 K. 31.05.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 05:14


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9514
KARAR NO : 2012/14043
KARAR TARİHİ : 31.05.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : ... VD. VEKAV....

Dava dilekçesinde 46500 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar murislerinin davalı belediyeye ait taşınmazı satın almak için belediyeye başvurduğunu, bedelini makbuzlarla ödediğini ve taşınmazı kullandığını, ancak davalının tapu vermediği gibi taşınmazları 20.3.2007 tarihinde üçüncü kişiye sattığını bildirerek taşınmazların rayiç değerlerinin tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı, zamanaşımının dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2010/11733 Esas-2011/1871 sayılı ilamıyla zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde “davaya konu taşınmazın dava tarihindeki değeri tespit edilerek, tespit edilen değer üzerinden davacıların davasının kısmen kabülüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapulu taşınmazın haricen satışından kaynaklanmaktadır. Yasanın aradığı şekil şartlarına uyularak, resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi olmadığından, yapılan arsa satış işlemi MK.706, BK.213 Tapu Kanunun 26. maddesi hükmüne göre geçersizdir. Hukuken gecersiz sözleşmeler haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilir iken, denklestiricı adalet kuralı hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus, hem hakkaniyetin, hem gerçek adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iadesi dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iade de direnmelerine neden olacaktır. Ancak burada denkleştirme yapılırken, bir hususa daha dikkat edilmelidir. İade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihte iade kapsamını tesbitte önemli olduğu unutulmamalıdır. Zira; geçersiz sözleşmenin artık ifa edilmeyeceğini bile bile haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararının artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan istememelidir.Bu durum karşısında kural olarak; mahkemece yapılacak iş, davacıların murisinin 1978 tarihinde ödediği 53200 TL'nin taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, 22.1.2007 tarihinde (ifanın imkansız hale geldiği tarih) ulaşacağı alım gücünün “enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle” hesaplanacak değerine hükmetmek gerekirken, mahkemenin bu yönleri gözardı ederek, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.