YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13804
KARAR NO : 2015/8608
KARAR TARİHİ : 14.05.2015
MAHKEMESİ : İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2012/329-2014/115
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davac(M.. B..) vekili dilekçesinde; müvekkilinin 5357 parselde bulunan taşınmazdan 2 adet bağımsız bölümü bedelini ödeyerek satın aldığını ancak davalı tarafından aleyhine ikame edilen tapu iptali ve tescil davası neticesinde adına olan tapu kaydının iptaline karar verilen her iki dairede bulunan eksik imalat ve kalorifer tesisatlarını yaptırdığını, tapu kayıtlarının iptal edilmesiyle davalı tarafın sebebsiz zenginleşmesine sebep olan imalat bedeli 7500 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davacı (U.. A..) vekili dilekçesinde, asıl davadaki nedenlerle, müvekkili adına olan ve tapusu iptal edilen bir adet bağımsız bölüme ilişkin 3.778.277 TL imalat bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; davacı adına yapılan tescillerin yolsuz tescil olduğunun mahkemece bilirlendiğini, bu tescil dolayısıyla müvekkilinin zarar gördüğünü, davacıların ise haksız yarar sağladığını, iyiniyetli olmadıklarını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacıların iyiniyetli oldukları, yaptıkları faydalı masrafları talep edebilecekleri gerekçe gösterilerek davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir
Somut olayda; davalı K.. C..’e ait 3 adet bağımsız bölümün asıl malik Kadir adına tanzim edilen sahte vekaletname ile önce M.. U.. tarafından gerçekte ve olmayan M.. Y..’a ve bilahare M..Y.. tarafından 2 tanesi davacıya 1 tanesi de birleşen davacıya satıldığı, 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/472-2010/326 sayılı dosyasında davacı K.. C.. tarafından M.. B.. ve U.. A.. aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, tapu iptali ve tescil davasında mahkemece; noterlikten başlayıp davalılara intikal işlemine kadar geçen süredeki sahtecilik eylemi tek eylem, bir bütün olarak kabul edildiği, davalıların ikinci el değil ilk el konumunda oldukları MK 1024 ve 1023. maddesine göre iyiniyet kurallarından faydalanamayacakları, edinimlerin yolsuz tescile dayandığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm 18.03.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
./..
Medeni Kanun madde 722/1 gereğince; “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin ya da bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.2.fıkra hükmüne göre de “arazinin maliki de rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.” 723.maddesi gereğince ise; “malzeme sökülüp alınmaz ise, arazi maliki malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.”
Davalı tarafından davacılar aleyhine açılan tapu iptali tescil davası “yolsuz tescil nedeniyle” kabul edilip kesinleşmiştir. Artık bu karar karşısında davacıların iyi niyetinden söz edilemez. “Malzeme sökülüp alınmaz ise” davacıların isteyebileceği giderler MK.nun 723/3. maddesinde belirtilmiştir. Bu hükme göre hakimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı değeri geçmeyebilir. Anılan hüküm esas itibariyle BK.nun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir ve zenginleşmeyenin iade borcu doğmaz. Davalının MK.722/2 hükmüne göre malzemenin sökülüp alınmasını istemek imkânı da bulunmaktadır. Davacının iyi niyetli olmadığı saptandığına göre; ifade edildiği üzere, malzeme sökülüp alınmaz ise, davacının yaptığı giderleri değil giderler nedeniyle taşınmaz malikinin zenginleştiği miktarın (asgari levazım bedeli) iadesini isteyebileceği düşünülerek yargılama yapılmalıdır. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu az yukarıda açıklanan hususlara açıklık getiren bir rapor değildir.
Mahkemece açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hükmün kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.