Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/14700 E. 2015/8507 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14700
KARAR NO : 2015/8507
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 35. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2014
NUMARASI : 2013/255-2014/54

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; abone olan davalı aleyhine, ödenmeyen elektrik faturaları ve fatura ferileri hakkında icra takibine başlandığını, davalının tükettiği elektrik bedelini ödemediği gibi yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yasal süreden sonra vermiş olduğu cevap dilekçesinde; icra takip dosyasında davalının vekili aracılığı ile itiraz ettiğini, bu nedenle dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliğinin usulsüz olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddini, esas yönünden de müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;”…itirazın iptali davası esasa ilişkin bir dava olup, icra müdürlüğünde itiraz eden vekil esasa ilişkin de bağımsız niteliği olan itirazın iptali davasında vekil olarak görevlendirilmek zorunda değildir. Böyle bir görev verilmiş ise vekaletnamesini dosyaya sunarak müvekkilini temsil etmek durumundadır.Dava, takip hukukundan kaynaklanan ve icra hukuk mahkemesinde görülen bir dava olmadığından vekile değil asile dava dilekçesinin tebliğ edilmesi gerekmekte olup davalı yanın bunun aksini iddia eden savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davacı yanca icra takibi yirmi dört adet elektrik faturasına dayanmaktadır.Bu faturaların en son tarihlisi 25/11/1993 tarihlidir.Bu faturalara dayalı olarak ilk takip Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2008/8612 esas sayılı dosyasında takibe konu olmuş ve bu takibe yapılan itiraz üzerine davacı yan bu defa davalı yanın yetkiye ilişkin itirazlarını da kabul ederek İstanbul 1.İcra Müdürlüğüne başvurmuş yeni ödeme emri gönderilmiştir.Yeni ödeme emrinin gönderiliş tarihi Temmuz 2013 tarihidir.
./..
Yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan takip yetki itirazı davacı yanca da kabul edildiğinden ve itirazın iptali veya kaldırılması yoluna gidilmediğinden zaman aşımını keser bir işlem olarak nitelendirilmemiştir.buna göre ilk fatura tarihi 01/03/1984 tarihi olup, 23 adet faturanın 1989 kadara devam eden değişik yıllara ait olduğu, 1,20 TL’lik son faturanın 25/11/1993 tarihli olduğu ve fatura üzerinden dahi on yıldan fazla zaman geçmekle 2013 yılında yeniden ödeme emri gönderildiği fatura tarihlerinin üzerinden yirmi yıla yakın zaman geçtiği, yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan takibin zaman aşımını kesmediği , davalının takipte zaman aşımı itirazında bulunduğu, alacağın zaman aşımına uğradığı” gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı abonenin elektrik tüketim faturalarını ödememesi nedeniyle, hakkında yapılan icra takibine vaki itirazının iptaline ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece, ilk fatura tarihinin 01.03.1984, son fatura tarihinin ise 25.11.1993 tarihi olduğu belirtilmiş ise de; dava konusu icra takip dosyası incelendiğinde, takip talebinde 01.03.1984 ila 25.11.1993 tarihleri arasında değişen miktarlarda faturalar dayanak gösterilmiş, takip talebi ekinde bulunan tesisat borç dökümü belgesinde ise 01.03.1984 ile 16.09.2004 tarihleri arasındaki fatura borçlarının gösterildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında elektirik aboneliği sözleşmesi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna göre, zamanaşımı süresi BK.nun 125.maddesi (yeni TBK 146.maddesi) gereğince 10 yıldır.
HMK 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Buna göre, mahkemece, dava dosyasının, davaya konu elektrik tüketim bedelinin hesabı için konusunda uzman mühendis bir bilirkişiye verilerek, bilirkişiden icra takibine dayanak fatura tarihlerinin ve yukarıda anılan 10 yıllık zamanaşımına uğramayan faturaların kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ile davacı kurumun davalı taraftan isteyebileceği bedel hakkında, tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.