YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15028
KARAR NO : 2015/8366
KARAR TARİHİ : 12.05.2015
MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2014
NUMARASI : 2010/271-2014/72
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulü yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan … Otel’de düzenlenen düğünde konuk iken asansörde uğradığı kaza nedeniyle şimdilik 5.000 TL maddi 125.000 TL manevi tazminatın davalı otel sahibi ve asansör bakım şirketi diğer davalılardan olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; bir kısım davalılar yönünden reddi diğer davalılar yönünden davanın 50.320 TL maddi, 125.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle bir kısım davalılardan tahsilinin kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir.
Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kanunun öngördüğü bir telafi şeklidir. Bir yönüyle de insanlardaki kırgınlık ve kızgınlığı, hatta intikam duygusunu tatmin etmek aracıdır. Amacı, olaydan duyulan acı, ızdırap elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek, olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamaktır. Hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirerek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır ve bir ceza olmadığı gibi Mamelek Hukukuna ilişkin bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir. (YİBK. 22.06.1966- 7/7)
./..
Sayılan bu ana özellikleri nedeniyle de manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme, diğer taraf için de fakirleşme aracı olarak görülmemesi gerekir. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur durumu, sıfatı, işgal ettiği makam, diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması, bunun yanında da olaya göre değişebilecek hal ve şartların bulunacağının gözetilmesi, sonuçta takdir hakkının tüm bu unsurlar nazara alınarak kullanılması gereği de unutulmamalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, özellikle davacı hakkında düzenlenen adli tıp kurumunun 08.09.2009 tarihli raporunda belirtilen tibia üst uç plato kapalı kırığına neden olan yaralanma arızasının; 1- Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, 2- Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI, 3-Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığından şahısta saptanan kırığın; hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmesi karşısında tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı yüksek bulunmuştur. Mahkemece; Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.