Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/16152 E. 2015/8756 K. 18.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16152
KARAR NO : 2015/8756
KARAR TARİHİ : 18.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2014
NUMARASI : 2010/150-2014/71

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dilekçelerinde; tarafların müşterek murisi S.. H..’in, noterde düzenlenen 15.02.2000 ve 29.09.2000 tarihli vasiyetnamelerinin şekil ve ehliyetsizlik sebepleriyle geçersiz olduğunu belirterek vasiyetnamelerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; Adli Tıp Kurumu’nun 27/11/2013 tarih ve 4580 sayılı raporunda muris S.. H..’in vasiyetname düzenlenme tarihi olan 15/02/2000 ve 29/09/2000 tarihlerinde fiili ehliyetine haiz olduğu belirtmiş olup, davacıların murisin akli dengesinin yerinde olmadığına dair iddiası ispatlanamamış olduğundan davaların bu sebeple reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, davaya konu maddi olguların mahkemece ne şekilde nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterir.
Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntıları ile ortaya koyan, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin, her türlü karalarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3.maddesi ile ona koşut bir düzenleme içeren HUMK 388.maddesi (6100 sayılı HMK 297.maddesi) işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
./..
Somut olayda; davacılar şekil eksikliğini ileri sürerek bu nedenle de vasiyetnamenin iptalini talep etmiş ise de, kararın gerekçesinde buna ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmadığından, Yargıtay denetimini ortadan kaldıran (şekil yönünden iptal istemine ilişkin) gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.