Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/17139 E. 2015/13894 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17139
KARAR NO : 2015/13894
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/03/2014
NUMARASI : 2013/121-2014/187

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; davalının su abonesi olduğunu, su kullanım bedelinin tahsili için başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu yeri dava dışı üçüncü kişinin çalıştırdığını, borçtan sorumlu olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı idarenin yaklaşık (5) yıl gibi uzun bir sürede, borç ödenmemesine rağmen, suyu kesme işlemi yapmamak suretiyle zararın artmasına neden olduğu, ayrıca taraflar arasında yapılan abonelik sözleşmesinde gecikme zammına ilişkin açık bir hüküm de olmadığı nazara alınarak; davacı idarenin gecikme zammı isteyemeyeceği, bu nedenle davalının sadece asıl alacaktan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 5.392,07 TL asıl alacak üzerinden devamına, gecikme zammı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.
Para borçlarında borçlunun borcunu vadesinde ödememesi halinde kararlaştırılan gecikme zammının aslında bir faiz olduğu kabul edilmektedir (HGK’nun 16.06.2004 gün ve 2004/19-357-360; 10.10.2012 gün ve 2012/7-502-707 sayılı kararları)
Faiz bilindiği gibi; Para borçlarında borcun zamanında ödenmemesi -borçlunun temerrüde düşmesi- halinde kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüd devam ettiği sürece varlığını koruyan, alacaklının zararın varlığını ve miktarını aynı zamanda borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda kalmaksızın borçlunun ödemek durumunda olduğu ve miktarı yasalarca belirlenmiş asgari ve maktu bir tazminattır. Temerrüt faizinin miktarı yasalarca belirlenmiş olduğundan, alacaklının bir zararının olup olmadığı veya zararın temerrüd faizi oranından daha düşük olup olmadığı tartışmalarına meydan vermeksizin, borçlunun faiz ödemeye peşinen zorlanması yargı organlarını da büyük bir yükten kurtarmakta ayrıca borçluyu zamanında ödemede bulunmaya sevk etmektedir.

Somut olayda; davacı, su kullanım bedelini ödemeyen davalı hakkında takip başlatmış, asıl alacak ve takip tarihine kadar 6183 sayılı yasada düzenlenen gecikme zammı uygulanarak işlemiş faizden oluşan toplam alacağın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece asıl alacağa hükmedilmesine rağmen, talep edilen işlemiş faize hükmedilmemiştir. Taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesinde, geciken ödemeler ile ilgili olarak 6183 sayılı kanun hükümlerine göre gecikme cezası alınacağına ilişkin bir hüküm yer almadığı gibi, talep edilen tüketim bedeli alacağı, amme alacağı sayılmadığından, geç ödenmesi halinde 6183 sayılı yasada yer alan gecikme zammının uygulanacağına dair yasalarda da bir hüküm de bulunmamakta ise de; “çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince, davacının yasal faiz oranında temerrüt faizi isteyebileceğinin kabulü gerekir. Öte yandan, davacı idarenin uzun bir sürede, borç ödenmemesine rağmen, suyu kesme işlemi yapmamak suretiyle zararın artmasına neden olması, davacı açısından müterafik kusur teşkil etse dahi, bu durumun ancak gecikme zammından yasal faizin altına düşmeyecek şekilde indirim sağlayacağı, aksine gecikme zammına hükmetmeme sonucunu doğurmayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, temmerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz miktarı hususunda bilirkişiden rapor aldırılarak sonucuna göre, asıl alacak ve işlemiş faiz toplam miktarı üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması gerekirken, talep edilmesine rağmen işlemiş faize hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.