YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17146
KARAR NO : 2015/11250
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
MAHKEMESİ : ÇAY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2014
NUMARASI : 2012/622-2014/345
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, 2004-2009 yıllara arasında K.. B.. yaptığını; bu zaman zarfında, müvekkilinin, bir kısım sigorta sürelerine ait pirimlerinin SGK’ya maddi imkansızlıklar nedeniyle yatırılamadığını; SGK tarafından 2006-2009 yıllarındaki prim borçlarının icra takibine de konulduğunu, pirim borçlarının yatmaması nedeniyle müvekkilinin SGK’dan yaşlılık aylığı alamadığını; ayrıca, bir kısım sigortalılıklarının kurumunca kabul edilmemesi nedeniyle Afyonkaharisar İş Mahkemesinde 2010/112 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını; yargılama sırasında belediye tarafından ödenmeyen pirim borçlarının müvekkili tarafından 21/12/2010 tarihinde davalı kuruma yatırıldığını; müvekkil davalı belediye adına yatırmış olduğu SGK prim borçlarını iade almak için davalı belediye aleyhine Afyonkarahisar 1. İcra Müdürlüğünün 2012/4268 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını; fakat, davalı belediyenin bu takibe itirazda bulunmakla takibin durmasına sebebiyet verdiğini; müvekkilinin yatırmış olduğu pirimlerin, davalı belediyenin borçları olduğunu, davalı belediyenin icra takibine rağmen bu primleri yatırmadığını ve müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, müvekkilinin bu primleri yatırmakla davalı belediyenin, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin, 8.860 TL alacağının davalı belediyeden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini, davacının tüm iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla, sebepsiz zenginleşmeye dayanarak talepte bulunabilmenin şartlarının mevcut olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, 8.860,00.-TL’nin dava tarihininden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; davacı tarafından ödendiği iddia olunan SGK prim borçlarına ilişkin alacağın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesine göre “Haksız Surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf aleyhinde bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş olsa bile, bu borcu ifa etmez.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 82. maddesine göre de “Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.”
Somut olayda; davalı tarafından, davacının alacak talebine ilişkin zamanaşımı definde bulunulduğu, fakat mahkeme tarafından bu defiye dair herhangi bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece; öncelikle, davalının zamanaşımı define ilişkin olumlu veya olumsuz yönde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.