YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17163
KARAR NO : 2015/15644
KARAR TARİHİ : 13.10.2015
MAHKEMESİ : MUŞ 1. ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2014
NUMARASI : 2013/453-2014/524
Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde; davalı kurum ile imzaladığı abonelik sözleşmesi gereği ……….. numaralı telefon hattını kullandığını, 21.05.2013 – 01.06.2013 tarihleri arasında umre ziyareti için yurt dışında bulunduğu dönemde, fatura aşımı yapmadığı halde davalı kurum tarafından Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları için toplam 11.362,00 TL fatura borcu taahhuk ettirildiğini, kaldı ki fatura aşımı durumunda dahi davalı şirketin tüketiciyi bilgilendirmekle yükümlü olduğunu, ancak davalı şirketin bu yükümlülüğünü de yerine getirmediğini belirterek, adına düzenlenen 11.362,00 TL tutarındaki faturaların iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili kurum ile akdettiği abonelik sözleşmesi gereği 05332028849 numaralı hat kullanıcısı olduğunu, davacının iddia ettiği 11.362,00 TL tutarındaki faturanın tek bir döneme ait olmayıp 2013 yılı Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin olarak düzenlendiğini, fatura içerikleri incelendiğinde davacının Suudi Arabistan ülkesindeki yoğun kullanımları nedeniyle ücretlendirme yapıldığını, yurt dışı kullanım ücretlerine ilişkin olarak müvekkili davalının internet sitesinde yapılan bilgilendirme haricinde davacıya 23.05.2013 tarihinde gönderilen özel kısa mesajlar ile Suudi Arabistan ülkesinde yapacağı görüşmelerin “Dünya Varmış” tarifesi üzerinden ve ne şekilde ücretlendirileceği bilgisinin verilmiş olduğunu, ayrıca davacının faturasının yüksek miktarlara ulaşması üzerine 26.05.2013 tarihinde davacının, kayıtlı irtibat numaralarından arandığını ancak ulaşılamadığını, düzenlenen fatura içeriklerinde bir hata bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının yurt dışında bulunduğu süre zarfında faturalandırılacak hizmetler ve fiyatlandırma konusunda davalı şirket tarafından gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı, böylelikle davalının tüketiciyi bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalı tarafça davacı adına düzenlenen 2013 Mayıs, Haziran ve Temmuz dönemlerine ait faturaların iptaline karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasında 12.04.2012 tarihinde mobil telefon hizmetleri tip abonelik sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmeye istinaden davacının …………… numaralı ön ödemeli hattı kullandığı, davalı tarafça, davacının yurt dışında bulunduğu 21.05.2013 – 01.06.2013 tarihleri arasındaki yurt dışı kullanımlarını da içerir şekilde 2013 yılı Mayıs ve Haziran dönemi için faturalandırma yapıldığı anlaşılmaktadır.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HMK’nın 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için mahkemenin, gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bu bağlamda hâkim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.
Somut olayda uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği ve bilirkişinin görüşünün alınmasının gerekli olduğu açıktır.
Yargılama sırasında “Tüketici Hukuku Hesap Bilirkişisi” tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 14.05.2014 tarihli bilirkişi raporu ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu 2013 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin faturalara yansıtılan yurt dışı görüşme ve GPRS bağlantı ücretlerinden kaynaklandığı, gerek taraflar arasında imzalanan sözleşmede gerek ise davacıya gönderilen faturalarda davacının yurt içi veya yurt dışında ücretsiz GPRS-wap bağlantı/kullanım hakkının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise bu kullanım hakkının ne kadar olduğu, bulunmamakta ise yapılacak kullanımların ne şekilde ücretlendirileceği hakkında bilgiye yer verilmediği, bu kapsamda davalının şeffaflık ve tüketiciyi bilgilendirme ilkelerini ihlal ettiği, dava konusu faturalarla ilgili olarak davacı tüketicinin yalnızca 31,00 TL tarife konuşma ücreti ve 345,00 TL kampanyalı cihaz ücreti olmak üzere toplam 376,00 TL borcunun bulunduğu, kalan 10.986,00 TL’lik fatura borcundan davacının sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Rapor düzenleyen bilirkişinin, bilişim ve telekomünikasyon, elektronik, GSM ve internet hizmetleri konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuzdur.
Kaldı ki davalı vekili, bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen sms ile yurt dışı kullanımlarının ne şekilde ücretlendirileceği bilgisinin verilmiş olduğunu, ayrıca dava konusu faturalarda davacının yurt dışı kullanımları yanında yurt içi kullanımlarına dair de ücretlendirmelerin bulunduğunu, buna karşın bilirkişinin raporunda bu hususlara değinmediğini belirtmiş olmasına karşın mahkemece, davalı vekilinin bu itirazları dikkate alınarak aynı bilirkişilerden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan yeni bir rapor almaksızın, itiraza konu bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesis edilmiş olması isabetsizdir.
Bununla birlikte, dava konusu faturalarda davacının iddiasının aksine yurt dışı kullanımlarına ait olmayan 1 aylık tarife bedeli, yurt içi kullanım bedeli ve diğer yasal ücretlendirmeler ile kampanya kapsamına dahil cihaz bedeli gibi ücretler de dahil olmasına karşın, mahkemece, davalının, bu bedellere ilişkin uzman bilirkişi raporu ile belirlenecek miktar üzerinden sorumu olacağı hususu göz önüne alınmaksızın, davalı tarafça düzenlenen 2013 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz ayına ilişkin faturaların tümüyle iptali de doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu uyuşmazlık hakkında davalı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı gerekçeli itirazlarını da karşılayacak şekilde, içinde Bilişim ve Telekomünikasyon alanında uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden, taraflar arasında imzalanan 12.04.2012 tarihli abonelik sözleşmesi hükümleri ile davalı tarafça davacıya 23.05.2013 tarihinde gönderilen bilgilendirme sms içeriği de dikkate alınarak, tarafların kusur durumları irdelenmesi ve ayrıca davacının dava konusu fatura kapsamında ödemekle yükümlü olduğu miktar var ise bu durum da belirlenmesi suretiyle düzenlenecek Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, taraf itirazlarını karşılamayan yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.