Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/18614 E. 2015/10767 K. 11.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18614
KARAR NO : 2015/10767
KARAR TARİHİ : 11.06.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/02/2014
NUMARASI : 2012/989-2014/34

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkkilinin 14.05.2009 tarihli sözleşme ile davalıdan daire satın aldığını, davalıya 20.000,00 TL kapora ödediğini, tapu devrinin gerçekleşmemesi üzerine kaporanın iadesini talep ettiklerini, gönderilen ihtarnameye rağmen davalının kaporayı iade etmekten kaçındığını belirterek; 20.000,00 TL’nin ödeme tarihi olan 14.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşınmazın devri için gerekli işlemleri başlatmasına rağmen, davacının daireyi almadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 20.000,00 TL’nin sözleşme ve ödeme tarihi olan 14.05.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Dava; adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince ödenen kaporanın, sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan istirdatı istemine ilişkindir.
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme, resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK’nın 706, BK’nın 213, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60.maddesi) Bu nedenle taraflarına hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ancak bu durumda, taraflar arasında geçersiz de olsa bir sözleşme olduğundan dava, sözleşme zamanaşımı süresine tabidir.

Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen harici satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava konusu ihtilafta uygulanacak zamanaşımı süresi, TBK’nın 146. maddesi gereğince 10 yıldır. Davacının davasını dayandırdığı sözleşme 14.05.2009 tarihli olduğundan, dava tarihi olan 26.12.2012’e kadar geçen sürede dava zamanaşımı süresi dolmamış, talep zamanaşımına uğramamıştır. Bu bağlamda; kaporanın davalıdan istirdatına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, sebepsiz zenginleşmeden doğan bir alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun bir ihtar ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi zorunludur. (818 sayılı BK 101/1, 6098 sayılı TBK 117/1) Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının kaporanın iadesine yönelik olarak davalıya gönderdiği ihtarnamenin tebliğ tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren alacağa faiz işletilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek, yanılgılı değerlendirme sonucu ödeme tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 1. fıkrasındaki; “Davanın kabulü ile, davacı tarafın istem konusu ettiği 20.000,00 TL alacak bedelinin sözleşme ve ödeme tarihi olan 14.05.2009’dan itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine, “Davanın kabulü ile, 20.000,00 TL’nin 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” cümlesi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.