YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18722
KARAR NO : 2015/11256
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 47. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2010/522-2013/244
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki elektrik aboneliğine ilişkin yapılan sözleşmeye istinaden, davacıya ait işletmeye Köhler marka sayaç takıldığını, davalı şirket bünyesinde çalışmakta olan görevlilerce sayaç üzerinde kontrol yapılarak işletmenin sayaç ölçer mühürlerinin orjinal olmadığının, sayacın eksik kayıt yapar hale getirildiğinin tespit edilerek sayacın söküldüğünü ve laboratuara gönderildiğini, davalı tarafça sökülen bu sayaç yerine Makel marka elektrik sayacı takıldığını, sökülen sayacın laboratuar muayenesi sonucunda, müvekkili hakkında kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini ve iki ayrı fatura düzenlendiğini, 18.05.2010 tarihli ve … nolu faturanın toplam bedelinin 44.414,00 TL ve 25.05.2010 tarihli faturanın toplam tutarının 11.097,40TL olarak hesaplandığını, müvekkilinin bu bedelleri borçlu sıfatıyla davalı şirkete ödediğini, ancak bu faturalardan … nolu faturanın içeriğinin kaçak tüketim bedeli ve ceza tüketim bedeli olarak gösterilmediğini, ancak bu bedelin müvekkilinden kaçak elektrik tüketim ve kaçak elektrik cezası olarak talep edildiğini, bu iki faturanın Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine, EPK Tasdikli Satış Tarifesi ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak düzenlendiğini ve tahsil edildiğini, müvekkili aleyhine kaçak elektrik kullanmak suçundan dolayı açılan Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/501 esas sayılı dosyasında keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, kaçak elektrik tüketim bedelinin 505 TL olarak hesaplandığını, bu doğrultuda müvekkilinden fazla tahsil olunan bedellerinin iadesinin gerektiğini, davalı tarafından kaçak elektrik bedeli olarak hukuka aykrı olarak normalden fazla olarak tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen 38.262,85TL’den şimdilik 20.000,00TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait Köhler marka sayacın kontrollerinde sayacın çektiği amper ile sayacın gösterdiği demantın birbirini tutmadığı gerekçesiyle sayacın sökülerek laboratuvara gönderildiğini ve sayacın mühürlerinin orjinal olmadığı ve sayacın R-T fazları ölçüm uçlarının kısa devre yapıldığından, kaçak işlemi yapılarak kaçak tahakkuku çıkarıldığını, kaçak elektrik tüketim tahakkuku 1.097,40TL kaçak ek tahakkukun 44.414,00TL olarak hesaplandığını, 20/04/2005 tarihinde kaçak elektrik zaptı tanzim edildiğini, tutulan kaçak zabıtlarının doğru olduğunu, davacı tarafın borçtan kurtulma çabası içerisinde olduğunu, davacı tarafın istirdat davası açma süresinin geçtiğini, zamanaşımı taleplerinin mevcut olduğunu, davanın öncelikle zamanışımı yönünden reddini, bu kabul edilmezse esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 25/05/2010 tarihli … nolu 1.097,40TL’lik faturanın 436,72TL’lik kısmının fazladan ödendiği gerekçesiyle, 436,72 TL alacağın 14/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elektrik aboneliğinden kaynaklanan istirdat talebine ilişkindir.
Mahkemece, elektrik mühendisi ve serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden oluşan iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişiler raporlarında; 18.05.2010 tarih ve … nolu 44.414,00 TL’lik faturanın doğru olduğunu ve bu faturadan dolayı davacı tarafın bir alacağının olmadığını, 25.05.2010 tarih ve 532383 nolu 1.097.40 TL’lik faturanın, 660,68 TL’lik kısmının doğru olduğunu, ödenen bu faturadan dolayı davacı tarafın 436.72 TL lik alacağının bulunduğu bildirilmişler; mahkeme tarafından bu rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. Ceza Mahkemesinde alınan 07.12.2010 tarihli raporda ise davacının ödemesi gereken miktarın 505 TL olduğu rapor edilmiştir.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olayda, mahkeme tarafından tanzim ettirilen bilirkişi raporu incelendiğinde, taraf itirazlarını ve taleplerini somut verilerle cevaplamadığı, raporun muarazayı aydınlatacak mahiyet taşımadığı, ayrıca Ceza Mahkemesince alınan (07.12.2010) raporlada uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; daha önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden, davacı tarafın gerek dava devam ederken gerekse temyiz dilekçesinde belirttiği itirazları da göz önünde bulundurularak, hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınması, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, mevcut bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Kabule göre de tarafların sıfatları ve davanın mahiyeti gereği ticari faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.