Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/18725 E. 2015/12110 K. 01.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18725
KARAR NO : 2015/12110
KARAR TARİHİ : 01.07.2015

MAHKEMESİ : UZUNKÖPRÜ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/06/2014
NUMARASI : 2013/57-2014/229

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı A. Ş.’e ait,… İlçesi, Büyükdoğanca Mahallesi, 44 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazın satışı için davalıya 4.000TL kapora, 5.500TL nakit ödeme, 2.500TL bedelli senedin icra kanalı ile 4.500TL olarak ödenmesi suretiyle toplam 14.000 TL ödediğini, tapuda davacı adına devir gerçekleşmişse de, Meriç Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/21 Esas, 2008/61Karar sayılı dosyasında gabin ve muvazaa nedeniyle tapunun iptali ile davalı adına tesciline karar verildiği, davacının ödediği bedelin tahsili için Meriç İcra Müdürlüğü’nün 2009/273 esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığı, davalının borca itiraz ettiğini, borçlunun itirazının haksız olduğunu, belirterek mahkemece itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davalı ve murisi A.Ş.’ ün davacıya borcu bulunmadığını, davacının nakit para vermediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen icra takibine konu olan senedin bahsi geçen taşınmaz satışı ile ilgisinin bulunmadığını, bu senedin söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan bakkal dükkanının davacıya devri ile nedeniyle verildiğini, davacının iddialarını senetle ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; (Kapatılan) Meriç Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/21 Esas, 2008/61 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacının kötü niyetli zilyet olduğundan davalıdan zorunlu masrafları talep edebileceği, bu itibarla nakit olarak verdiği 5.500,00 TL ile icra takibi yoluyla tahsil edilen 2.500,00 TL’yi talep edebileceğini, toplam 8.000,00 TL asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne, kapora bedeli olarak talep olunan 4.000TL ödemenin ispatlanamadığından reddine, kabul edilen kısım üzerinden %40 icra inkar tazminatı olan 3.200TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, İİK. 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi için, mahkemenin borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar vermesi gerekir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi ile takip tarihine göre itiraz olunan alacağın likid (muayyen)-belirli olup olmadığına bakmak gerekir. Likit alacaklarda alacak miktarı belirlidir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. İİK 67/2.madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.K. İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).
Somut olayda; davacının alıcı, davalı A. Ş.’ ün satıcı olduğu, ….. mahallesi 44 ada 11 parsel sayılı 495m² yüzölçümlü avlulu kerpiç ev vasfındaki taşınmazın 14.11.2003 tarihli resmi senette 400.000.000 Lira’ ya satıldığı, 13.05.2009 tarihinde ise davacı tarafından davadışı 3. kişiye 1.500.000.000 Lira’ya satıldığı, davacı ile davalı arasında yapılan satış tarihi itibariyle taşınmazın 11.392,38TL değerinde olduğu, (Kapatılan) Meriç Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/21 Esas, 2008/61 Karar sayılı ilamı ile her iki satışın gabin ve muvazaa nedeniyle iptaline, taşınmazın davalı A. Ş. adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 30.06.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından itirazın iptali talep olunan Meriç İcra Müdürlüğü 2009/273 Esas sayılı takip dosyasında; 11.05.2009 tarihli takip talebi ile tapu kaydı iptal olunan taşınmaz için ödenen 4.000 TL kapora, 5.500 TL nakit ödeme ve 17.12.2003 ödeme tarihli 2.500 TL meblağlı bononun, icra kanalı ile tahsili nedeniyle ödediği 4.500 TL ve 1.087,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.087,39 TL’nin davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Hal böyle olunca, somut olayda alacağın likit ve belirli olmadığı, yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kabulü doğru görülmemiştir.

Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve hakimin takdir yetkisi kapsamında kalmadığından hükmün HUMK’nın 438/VII, C2 hükmü ile 6100 sayılı Yasanın 370/2, ek 3/1. maddesi gereği düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, hükmün birinci maddesindeki “Davalının kabul ve hükmolunan alacağın % 40’ı olan 3.200,00 TL tazminata mahkum edilmesine, ” ifadesinin çıkartılarak yerine “Dava, yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 01.07.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.