Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/18866 E. 2015/11145 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18866
KARAR NO : 2015/11145
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

MAHKEMESİ : GERZE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2014
NUMARASI : 2013/156-2014/421

Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali veya tenkisi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili, dava dilekçesinde; mirasbırakan E… G..’a ait, Gerze Noterliği’nce düzenlenen 19/07/2007 tarih ve 01597 yevmiye numaralı vasiyetnamenin, yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığını; ayrıca, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte 79 yaşında olduğunu ve sağlık kurulu raporu yerine, Gerze Sağlık Ocağı Tabipliği’nden alınan rapora dayalı olarak murisin hukuki işlem ehliyetine haiz olduğuna karar verildiğini; yine, murisin işlem tarihinde davalı ile birlikte yaşadığını ve davalı tarafından yanıltılmış olabileceğini ileri sürerek; vasiyetnamenin, ehliyetsizlik, irade fesadı ve şekil eksikliği nedenleri ile iptalini; bunun mümkün olmaması halinde ise, tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin tüm şekil şartlarını taşıdığını ve vasiyetnamenin iptalini gerektirir hiçbir sebep bulunmadığını; ayrıca, murisin ölüm tarihindeki malvarlığı göz önüne alındığında, davacıların saklı payına tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu vasiyetnamenin tüm şekli şartlarını taşıdığı muruisin hukuki işlem ehliyetine sahip olduğu anlaşıldığından, vasiyetnamenin iptali talebine ilişkin iddiaların sübut bulmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bilindiği üzere, Türk yargı sisteminde hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, hâkim tarafların istekleri (taraflarca hazırlama ilkesi) ile bağlı tutulmuştur(HUMK m.72, 75, HMK. m. 24,25).
Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Ancak, hâkim bilirkişi deliline kendiliğinden (resen) başvurabilir(HUMK. m.275, HMK. m. 266).
Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırları dâhilinde olmak üzere, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında tarafları dinleyebilir ve gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir(HUMK. m. 75/3, HMK. m 31 – Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Baskı: İstanbul 2001, Cilt:2 Sf: 1922).
Davada; davacı tarafın, “işlem tarihinde 79 yaşında olan murisin, tek hekim tarafından düzenlenen rapor gereğince hukuki işlem ehliyetine sahip olduğuna kanaat getirilemez” şeklindeki beyanı ile, mirasbırakanın, vasiyetnameyi düzenlediği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele, fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi, bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen, TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Şu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak; varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekmektedir.
Bununla birlikte, yine davacı taraf vasiyetnamenin iptaline ilişkin istemini, murisin davalı tarafça yanıltılması, eş söyleyiş ile murisin iradesinin sakatlanmış olduğu iddiasına da dayandırmaktadır. Davacının bu iddiasına ilişkin olarak inceleme ve araştırma yapılmamış, gerekçeli kararda bu hususa değinilmemiştir.
O halde, mahkemece, davacı tarafın tüm delilleri toplanarak, ehliyetsizlik iddiası yönünden, işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için yukarıda açıklanan şekilde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması; yine, davacının murisin iradesinin sakatlandığı yönündeki iddiasına ilişkin olarak ise, davacı taraf tanıkları dinlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.