YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19915
KARAR NO : 2015/15467
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ : MUT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2013
NUMARASI : 2012/434-2013/65
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, murisleri A. Ş. ’in davalıya ait 123 ada, 9 parsel nolu taşınmazın 500m² kısmını 23.2.1999 tarihli alım-satım sözleşmesi ile satın aldığını, davalının taşınmazda parselasyon çalışması yaptırarak tapuyu ayırmayı taahhüt ettiğini, kadastro yenileme çalışmasının 17.10.2005 tarihinde kesinleşmesine rağmen davalının parselasyon çalışmasını yaptırmadığını ileri sürerek, taşınmazın keşif sonucu tespit edilecek değeri miktarındaki paranın davalıdan tahsilini istemiş,harca esas değeri 7.250 TL olarak göstermiştir.
23.11.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 7.700 TL artırarak 14.950 TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,taşınmazın raiç değeri tespit edilerek bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2011/10958 Esas 2011/20116 Karar sayılı ilamı ile”… davacının satış tarihinde ödediği satış bedelinin, ödeme tarihinden itibaren ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadarki çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir….” gerekçesi ile karar bozulmuş, yerel mahkeme tarafından, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde,davanın kısmen kabulü ile;4.200,33 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm,davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, kısmen kabul, kısmen reddedilmiş ve fakat harcın(kısmen de olsa) haksız çıkandan alınacağı ilkesi gözardı edilerek davalının ödemekle yükümlü olduğu harç usulünce belirlenmemiştir. Şöyle ki, davacı tarafça yatırılan 240,50 TL harcın haksız çıkan davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Ancak, bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.438/VII.C.2, (6100 sayılı Yasanın 370/2 Ek.3/1).maddesi anlamında “Hakimin takdir yetkisi kapsamında” kalmadığından hükmün 9.bendi olarak “… Davacı tarafça yatırılan 240,50 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine…” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.