Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/20340 E. 2015/16685 K. 27.10.2015 T.

Yayınlanma Tarihi: 05.12.2023 23:28


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20340
KARAR NO : 2015/16685
KARAR TARİHİ : 27.10.2015

MAHKEMESİ : BOZOVA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/06/2014
NUMARASI : 2013/447-2014/330

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, davalı kurum personelinin müvekkili olan davacıya ait ......... nolu aboneli sayacı okumaya geldiklerinde, hiçbir açıklama yapmadan kaçak kullanıldığı gerekçesi ile borç tahakkuk ettiklerini, müvekkilinin kullandığı sayacın küçük bir petrol istasyonuna ait olup, sadece gündüzleri hizmet verdiğini, akşam saatlerinde işyerinin kapalı olduğunu, tahakkuk ettirilen borç tutarının fahiş olduğunu, haksız tahakkuk nedeni ile elektriğin kesildiğini, müvekkilinin söz konusu sayacı taktırdığından bu yana istikrarlı bir tüketim yaptığını, faturalarını hep süresinde ödediğini, söz konusu sayacın incelendiğinde hiçbir şekilde oynanmadığını ve kaçak kullanılmadığını beyan ederek, bu tahakkuktan dolayı sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yapılan tahakkukun mevzuata uygun olduğunu, davacının sayaca giden akım kablolarını sökmek suretiyle sayacın eksik tahakkuk yapmasını sağladığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesinin istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen bu karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; "...karşılaştırma sonucu, ortalama tüketim miktarlarına bakılacak olursa, kaçak tespit tarihi öncesinde tüketim kaydının 26.01.2012 – 15.03.2012 tarihleri arasındaki faturadan sonra, düşmeye başladığı, ancak kaçak tespiti ve ölçü devresi bağlantılarının düzeltilmesi sonucu kaçak tespit tutanak tarihi sonrası tüketim kaydının yükseldiği, bu nedenle de kaçak işlemi yapılmasının uygun olduğunun görüldüğü, buna göre 26/05/2012 – 12/06/2012 tarihleri arası 16 günlük bir kaçak kullanım bulunduğu, buna ilişkin kaçak bedelinin 394,40 TL, kaçak ek tahakkukun ise 4251 TL olduğu" anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından gerekçeleri de gösterilmek suretiyle rapora itiraz edilmiş ve yeni bir rapor alınmasını talep etmiş, mahkemece dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporunun içeriği göz önüne alınarak talebin reddine karar verilmiştir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesine göre, ''Dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi'' kaçak elektrik tüketimini olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 29.12.2005 günlü 622 sayılı kararının “ Süre ” başlıklı bölümünde;
1) Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde;
a) Kullanım yerine ait bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi yapılmış olan yerler için, kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre; tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme ve son endeks okuma işlemlerinden en son yapılanın işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez. Ancak, sayaçtan geçirilmeden ayrı bir hatla kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespiti halinde bu süre iki kat olarak alınır.
Bu sürenin dışında müşterinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak yukarıdaki paragraf çerçevesinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. Bu süre 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kaçak kullanıma esas alınan süre, 16 gün olarak belirlenmiş, ancak bu sürenin neden 16 gün olarak alındığı rapordan anlaşılamamıştır.
Diğer yandan da, davalı vekili tarafından gerekçeleri gösterilmek suretiyle, bilirkişi raporunda esas alınan kurulu güce ilişkin olarak itirazlar ileri sürülmüş; ancak, mahkeme tarafından bu itirazlar karşılanır şekilde yeniden rapor alınmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden, yukarıda açıklanan mevzuatta belirlenen kaçak kullanım süresine ilişkin esaslar gözetilerek, davalının davacı taraftan isteyebileceği bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı EPDK kararı hükümlerine göre ayrı ayrı hesaplanması konusunda denetime elverişli ve davalı vekilinin itirazların da karşılayacak şekilde bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.