Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/21388 E. 2015/8555 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21388
KARAR NO : 2015/8555
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : ÇORUM 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2014
NUMARASI : 2013/3-2014/315

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların müşterek çocuğu polis memuru M.. Y..’ın meydana gelen kaza neticesinde şehit olduğunu, şehit olmasının ardından davalı anneye Emniyet Müdürlüğü tarafından 120.000,00 TL gönderildiğini, SGK tarafından 30.000,00 TL verildiğini ve oğlunun ölümü nedeniyle maaş aldığını, boşanma sırasında ev verildiğini, yoksulluk tehlikesi bulunmadığı belirtilerek Çorum Aile Mahkemesinin 2008/736 esas 2009/94 karar sayılı ilamıyla hükmedilen yoksulluk nafakasının ev, maaş ve yardım paralarının hesabına geçtiği tarih mahkemece belirlenerek bu tarihten itibaren kaldırılmasına ve haksız alınan nafakanın iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların müşterek çocuğu M.. Y..’ın şehit olması nedeniyle aynı yardımların davacıya da yapıldığını, davacının maddi durumunda daha fazla iyileşme olduğu, hali hazırda nafaka ödenmesi nedeniyle davacının geçim sıkıntısına düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taraflara SGK’dan aylık bağlanması ve ayrı ayrı Emniyet Müdürlüğü tarafından 100.000,00 TL civarında yardım paraları ödenmesi gerekçesiyle davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir.
TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
./..
Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durumda, ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasındaki Çorum Aile Mahkemesinin 2008/736 esas 2009/94 karar sayılı boşanma dosyasında davalı yararına aylık 170,00 TL yoksulluk nafakasına, her yıl Ocak ayında olmak üzere %10 artırılmasına karar verildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesine göre yoksulluk nafakasının işbu dava tarihi itibariyle 248,90 TL’ye ulaştığı görülmektedir.
Somut olayda; tarafların müşterek çocuğu polis memuru M.. Y..’ın 29/01/2012 tarihinde şehit olduğu, 15/02/2012 tarihinden itibaren taraflara 734,73 er TL aylık bağlandığı, her iki tarafın banka hesaplarına 100.000,00 TL’nin üzerinde yardım parası yatırıldığı, ayrıca tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına göre; davacının emekli olduğu, 992,26 TL yaşlılık aylığı aldığı, bunun yanında perdecilik yaptığı, perdecilikten 700,00 TL kazandığı, davalının ise ev hanımı olduğu ve 2 dairesinin bulunduğu görülmektedir.
O halde, davacının oğlundan dolayı aldığı aylık ve sürekliliği olmayan yardımlardan dolayı yoksulluğunun ortadan kalkmayacağı, bu durumun sadece nafaka miktarının belirlenmesinde rol oynayacağı görülmekle TMK’nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi nazara alınmak suretiyle nafakanın az da olsa indirilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde yoksulluk nafakasının tümü ile kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.