Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/21404 E. 2015/8464 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21404
KARAR NO : 2015/8464
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : ALAPLI ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2014
NUMARASI : 2013/287-2014/341

Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinde 15/07/2003 tarihinde açılmış olan 2003/227 Esas, 2004/96 Karar nolu 08/10/2004 tarihinde kesinleşmiş boşanma davasında, davalı kusurlu bulunarak tarafların boşanmalarına, davacı müvekkiline aylık 100 TL yoksulluk nafakasının davalı tarafça ödenmesine, müşterek çocuk 21/03/1998 doğumlu M.. C..’un velayetinin davacı müvekkiline verilerek müşterek çocuk için aylık 50 TL iştirak nafakasının davalı baba tarafından ödenmesine karar verildiğini, dokuz yıldır artan hayat pahalılığı, paranın alım gücünün azalması, müşterek çocuk M.. C..’un Anadolu Lisesi 2. Sınıf öğrencisi olması hesabıyla okul ve servis, yemek, dershane masraflarının doğması, bakım ve beslenme ihtiyaçlarının gün geçtikçe artması karşısında müvekkilinin ve oğlunun ekonomik durumunun gün geçtikçe kötüleştiğini, müvekkil ve oğlunun ancak ailesinin ve çevrenin yardımı ile hayatlarını zorlukla idame ettirir hale geldiğini, gerek genel yaşam şartlarının gerekse davacı ve müşterek çocuğun ihtiyaçlarının objektif olarak değerlendirilmesi yapıldığında mahkemece takdir edilmiş olan aylık 100 TL yoksulluk nafakası ve 50 TL iştirak nafakasının son derece yetersiz kaldığını, bu koşullarda hayatı idame ettirmenin mümkün olmadığını, davacı için yoksulluk nafakasının aylık 500 TL’ye, müşterek çocuk M.. C.. için iştirak nafakasının 500 TL’ye çıkartılmasını talep etmiştir.
./..
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; yoksulluk nafakasının, boşanmış eşe boşanma sonrası mağdur olmaması için kanunca öngörülmüş bir imkan olduğunu, yoksulluk nafakasında önemli bir ölçütün boşanma sonrası eşin yoksulluğa düşmesi kriteri olduğunu, davacı tarafın nafaka ile gelecek paraya ihtiyacının hiçbir şekilde olmadığını, birçok başkaca geliri olduğunu, davacının çalıştığını ve maaş aldığını, nafaka talep etmesinin de hakkaniyetsiz bir durum olduğunu, davacı ile boşanma sonrasında kendisi için 100 TL çocuk için 50 TL nafaka takdir edilmiş ise de 2010 yılına kadar 250 TL, bu tarihten sonrada 300 TL olmak üzere düzenli şekilde eski eşinin ve çocuğunun nafaka ödemesini fazlası ile yaptığını, davacının bu davayı açmasını gerektirici bir hal olmadığını, davacının talep etmiş olduğu fahiş nafaka talebinin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir..
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/227 Esas 2004/96 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine hükmedilen aylık 100,00 TL yoksulluk nafakasının 50,00 TL arttırılarak aylık 150,00 TL olarak devamı ile müşterek çocuk lehine hükmedilen aylık 50,00 TL nafakanın 150,00 TL arttırılarak aylık 200,00 TL olarak devamı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Dava iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasının artırılması talebine ilişkindir.
TMK’nın 175.maddesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” denilmektedir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
TMK’nın 176/4. maddesinde ise; “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” denilmektedir.
TMK. 182/2.maddesinde; “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır” denilmektedir. Aynı Yasanın 328/1.maddesine göre de; “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” TMK 330/1. maddesinde ise “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur” denilmektedir..
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
./..
İştirak nafakasının ise; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle takdiri gerekir.
Somut olayda, tarafların 2004 yılında boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine aylık 100,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, işbu davanın 19.09.2013 tarihinde açıldığı, yoksulluk nafakasının en son artırıldığı tarihten itibaren yaklaşık 9 yıl geçtiği, davacının ev hanımı olduğu, geliri bulunmadığı, babasına ait evde yaşadığı; müşterek çocuğun lise 2. sınıfa devam ettiği, üniversiteye hazırlık seviyesine geldiği, 9 yıl öncesine göre ihtiyaçlarındaki artışın mahkemenin takdir ettiğinden daha fazla olacağı; davalının ise tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere oto sanayinde, oto kaporta tamiri yapan bir dükkanın sahibi olduğu, arabasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, daha düşük bir artış yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Müşterek çocuk yönünden tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, çocuğun yaşına, eğitim durumu ve ihtiyaç durumuna göre, mahkemece takdir edilen aylık 300,00 TL iştirak nafakası miktarı düşüktür. Bu nedenle mahkemece, müşterek çocuğun ihtiyaçlarındaki değişim ve davalının gelir durumu gözetilerek hakkkaniyete uygun bir iştirak nafakası takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşük nafaka takdiri doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.