Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/21957 E. 2015/18250 K. 18.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21957
KARAR NO : 2015/18250
KARAR TARİHİ : 18.11.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ELAZIĞ 2. ASLİYE HUKUK(TİCARET) MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/05/2014
NUMARASI : 2012/639-2014/369
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; elektrik faturalarında perakende satış hizmet bedelinin (psh) TRT payının hesabında göz önüne alınması (matraha dâhil edilmesi) nedeniyle müvekkili şirketten fazladan tahsil edilmiş bulunan 21.131,41 TL’nin ticarî avans faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; elektrik faturalarında yer alan TRT payının hiç bir şekilde müvekkilinin kasasına girmediğini, TRT kurumuna aktarıldığını, müvekkilinin EPDK kararını uygulamama imkânının olmadığını, bu nedenle davada husumetin TRT ve EPDK’ya yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu bedellerle ilgili açılan davalarda pasif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanunî gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık; EPDK Kurul kararına rağmen, perakende satış bedeli (PSH) üzerinden tahsil edildiği iddia olunan %2 TRT payının (21.131,41 TL) iadesi istemine yöneliktir.
TRT payının ne olduğunun ve mevzuatta nasıl düzenlendiğinin izah edilmesinde fayda vardır.
Şöyle ki; TRT payı 3093 sayılı TRT Kanunun ve 09/07/2008 tarihli 5784 sayılı yasanın 11. maddesi ile elektrik bedeli üzerinden hesaplanıp TRT’nin hesabına aktarılan bir bedeldir. Elektrik faturalarında ise %2 TRT payı olarak ifade edilmektedir. İlk olarak 1984 yılında çıkarılmış olan 3093 sayılı TRT Kanununun 4/c maddesinde yer almıştır. Bu maddeye
göre; “Türkiye Elektrik Kurumu ve Bu Kurum dışında kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum ve kuruluşlar, tüketilen enerjinin miktarının birim bedeli ile çarpımından elde edilecek meblağın %3,5 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede, tüketici kavramına değinilmemiş, sadece tüketilen ibaresi kullanılmıştır. Elektriğin kim tarafından tüketildiğine bakılmaksızın, elektrik tüketilen her durumda TRT payı ödeme yükümlülüğü getirilmiştir. Kanunun bu maddesi 06/07/1999 tarihinde 4397 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve tüketici ibaresi ilk defa kullanılmaya başlanmıştır. Maddenin 1999 yılındaki değişik hâline göre; “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş ile bu kuruluşların dışındaki kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmeler nihaî tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatının (katma değer vergisi hariç, tüm fon, vergi ve paylar dâhil) %2 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler. 09/07/2008 tarihinde (5784 sayılı Kanunun 11. maddesiyle eklenen) yapılan değişiklikte ise; “Nihaî tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler” hükmüne yer verilmiştir. Bu tarihten sonrada nihaî tüketicinin elektrik faturalarında %2 TRT payı görülmeye başlanmıştır. %2 TRT payının hangi bedel üzerinden alınacağı hususunda yani hesaplanmasında hangi bedellerin matraha dahîl edilmesi gerektiği yönünde de bir kısım hukukî uyuşmazlıklar olmuştur.
EPDK 01/02/2011 tarihinde aldığı 3065 sayılı Kurul kararı ile; “09/07/2008 tarihli ve 5784 sayılı Kanun ile 04/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanununun 4. maddesinin (c) bendinde yapılan düzenleme ve 28/12/2010 tarihli ve 2999 sayılı Kurul kararı uyarınca, nihaî tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler tarafından, iletim, dağıtım, sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmeti bedelleri hariç olmak üzere, net enerji ve sayaç okuma dışındaki hizmet bedelleri toplamının TRT payının hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği” hükmü getirilmiştir.
Dosyada, her ne kadar; 13/11/2013 tarihinde akademik bilirkişilerden alınan raporda, %2 TRT payının, perakende satış bedeli (psh) üzerinden de tahsil edilebileceği mütâalasında bulunulmuşsa da, bu mütâala; mevzuata, yargı uygulamalarına, bilimsel görüş ve gelişmelere uygun değildir.
Kaldı ki; Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması, kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış bedellerinin abonelerden tahsil edilemeyeceği yönündedir. Aslının alınmamasına karar verilen bir bedelin (somut olayda, perakende satış hizmeti bedeli) %2 TRT payının hesaplanmasında nazara alınması (matraha dahil edilmesi) mümkün değildir.
Bundan ayrı olarak; mahkemece de itibar edilen 08/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda; davacıdan 21.131,41 TL (perakende satış bedeli üzerinden %2 TRT payı) tahsil edilmediği, davacının iddiasının aksine davalı kuruma 69.462,52 TL eksik ödeme yaptığı mütâalasında bulunulmuşsa da, bu mütâalada dosya içeriğine uygun değildir.
Şöyle ki; davacı vekilinin dava dilekçesinde ibraz ettiği elektrik tüketim faturalarında (fotokopi) aktif tüketim ve perakende satış hizmeti (psh) bedelleri üzerinden %2 TRT payının tahsil edildiği görülmektedir. Oysaki; mahkemece davalı kurumdan istenip, dosyaya ibraz olunan (aynı tarihli ve aynı seri numaralı) faturalarla, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği faturalar arasında aktif tüketim bedeli yönünden farklılık bulunmaktadır. (Davacı vekilinin dava dilekçesinde sunduğu 29/04/2011 tarih, 547815 seri nolu faturada; aktif tüketim bedeli 4.002,841,86 TL + psh bedeli 136.901,16 TL=4.139.743,02 üzerinden %2 TRT payı =82.794.86 TL, davalı kurum tarafından mahkemeye ibraz edilen 29/04/2011 tarihli 547815 seri nolu faturada ise aktif tüketim bedeli 4.670.972,47 TL ve diğer faturalarda da aynı farklılık görülmektedir.)
Hâl böyle olunca; mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ile, davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu faturalar ile mahkeme tarafından davalı kurumdan istenen faturalar arasındaki (davacı ve davalı tarafından sunulan faturaların aynı tarihli ve seri nolu olmasına rağmen) miktar farklılıklarının neden kaynaklandığı açıklığa kavuşturulduktan sonra, yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak dosyanın önceki bilirkişiler dışında elektrik tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişiye (üçlü) tevdii ile; bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, 18/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.