Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2014/22183 E. 2015/17797 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22183
KARAR NO : 2015/17797
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ZİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2014
NUMARASI : 2012/306-2014/287
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ile davalı A.. Ç.. tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili İlyas’ın babası Cuma’nın, 24.10.2008 tarihli vasiyetname ile tüm taşınmazlarını oğulları Ali ve İlyas’a bıraktığını, borçlarını ödeme külfetini de Ali ve İlyas’a yüklediğini, torunu Şenol’a, ev yapması için arazi verilmesini, torunlarından Güldeste ve Mehri’ye birer adet bilezik, torunu Ali Haydar’a, orta boy bir adet inek alınmasını vasiyet ettiğini, sözü geçen vasiyetnamenin açılıp okunduğunu, mirasçıların vasiyetnameye itiraz etmediğini belirterek; vasiyetnamenin aynen infazına, vasiyetnameye konu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile vasiyetname de belirtilen şekilde tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Gülseren, Gülderen, Gülnur, Şenol ve Güldeste vekili duruşmadaki beyanında; vasiyetnamenin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, vasiyetnamede müvekkillerinden Şenol’a ev yapmak üzere yer verileceğinin belirtildiğini ancak söz konusu yerin nerede olduğu, hangi özelliklere sahip olduğunun belirsiz olduğunu, yine diğer mirasçılara bırakılan malların terekede var olup olmadığının belli olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; vasiyetçinin kendisine ait taşınmazları davacı İlyas ile birlikte davalı Ali’ye vasiyet ettiği, bunun yanında bir kısım mirasçılara da belirsiz şeyler vasiyet ettiği, taşınmazlara ilişkin hükümler dışındaki hükümlerin niteliği ve niceliği belli olmayan, hakkaniyetli bir şekilde uygulanabilme olanağı bulunmayan dilekler içerdiği, bunların yerine getirilmesinin davacı ve davalılardan Ali’ye yüklenmiş olmasına karşın, bu yükümlülüğün davalı Ali tarafından açıkça kabul edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü; davacı İlyas ile davalılardan Ali temyiz etmiştir.
Dava; vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların murisi Cuma’nın 15.11.2009 tarihinde vefat ettiği, Zile Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07.01.2010 tarih, 2009/784 E.; 2010/10 K. sayılı ilamıyla vasiyetnamenin açılıp okunduğu, hükmün 29.01.2010 günü kesinleştiği, huzurdaki tenfiz davasının 17.09.2012 tarihinde açıldığı, murisin Tokat İli, Zile ilçesi Kervansaray Köyü’nde; 104/69, 104/7, 115/172, 183/4 parsel sayılı taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Muris Zile Noterliği’nde 24.10.2008 tarihinde düzenlediği vasiyetnamede; “Murisim babam İ.. Ç..’ın ölümü nedeniyle bana intikal edecek olan Tokat ili, Zile ilçesi, Kervansaray Köyü hudutları dahilindeki bilumum tapulu gayrimenkullerimin tamamını oğullarım İ.. Ç.. ile A.. Ç..’a bırakıyorum, kalan borçlarımı İlyas ve A.. Ç.. beraberce ödeyeceklerdir. Kızım Meryem’den doğma Ş.. A..’ya ev yapmak için 500 m2 Zile İlçesi K…K… M.. S….in evinin arkasındaki tapulu tarlamdan yer verilecektir. Meryem’den doğma G.. A..’ya bir adet bilezik, Fadime’den doğma A… H…’a orta boy bir inek alınacaktır. Gülüzar’dan doğma M… ….’a bir adet bilezik alınacaktır. Bu mal ve bilezikleri Ali ve İ.. Ç.. yerine getirecektir. Ben sağlığımda babamdan kalan varlığımın bir miktarını sattım ve diğer mirasçılarıma harcadım, kimsenin itiraz etmemesini kalan mülk ve borçlarımın tamamını İlyas ve A.. Ç..’a vasiyeten bırakıyorum” demiştir.
Buna göre temyize konu uyuşmazlık; vasiyetnamenin tenfizinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vasiyetnamenin yorumunda gözönünde bulundurulması gereken kurallardan biri, ölüme bağlı tasarrufun geçerliliğini üstün tutan, Roma Hukukundan beri geniş uygulama alanı bulan “favor testemanti” prensibi, diğeri de, yorumun, kanuni mirasçılık yararına yapılması ilkesidir. Bu itibarla, şüpheli ve müphem hallerde tasarrufun muhafazası lehine yorumun yapılması gerekir.
Favor Testamenti, yani vasiyetnamenin muteber tutulması kuralı, Türk Medeni Kanununda açıkça belirtilmemekle beraber, gerek doktrinde ve gerek mahkeme içtihatlarında ölüme bağlı tasarrufların yorumlanmasında uygulanacak temel kurallardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkan olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır.
Murisin ölüme bağlı tasarruflarını hükümsüz saymaktan çok bunları muhafaza etmek, vasiyetçinin iradesine ve isteğine daha uygun düşer. Vasiyetnamenin yorumunda uygulanacak olan kurallar, vasiyetnamenin metnine bağlılık, mirasbırakanın iradesine bağlılık ve dış etmenlerle bağlılık olmak üzere üç başlık altında toplanmaktadır.
Vasiyetnamenin yorumunda, murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlenmeli, azami biçimde murisin iradesinin açığa çıkarılmasına gayret gösterilmeli ve vasiyetnamenin tenfizine imkan sağlanmalıdır. (YHGK, 07.06.1966 tarih, 738/309) .
Kural olarak vasiyetnamede, vasiyet edilen malın tam olarak tarif edilmiş olması gerekse de bunun tam olarak tarif edilmediği hallerde esas itibariyle vasiyetnamenin tenfizine karar veren mahkemenin, vasiyetnamede anlatılmak istenen gayrimenkul veya ayni hakkı, gerekirse tapu araştırması yaparak netleştirmesi gerekir.
Diğer taraftan vasiyet eden, kendisinin olmayan bir malın karşılığının terekesinden ödenmek suretiyle temin edilerek bir kimseye verilmesini de vasiyet edebilir. Buna tedarik vasiyeti denilir. Bu halde mirasçıların veya vasiyeti yerine getirme görevlisinin bedelini terekeden karşılayarak o malı tedarik etmesi ve vasiyet alacaklısı adına tescil ettirmesi gerekir. Burada mirasçılar veya vasiyeti yerine getirme görevlisi vasiyet alacaklısının temsilcisi gibidir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; murisin resmi şekilde düzenlediği vasiyetname ile Tokat ili, Zile ilçesi, K… K…’nde kain taşınmazlarını davacı İlyas ile davalılardan Ali’ye bıraktığı, iki torununa birer bilezik, bir torununa orta boy inek, yine bir diğer torununa da bir taşınmazından 500 m2’lik yer verilmesini isteği, bu haliyle vasiyetname metninin açık olduğu, belirsiz bir hususun bulunmadığı, bu bağlamda mahkemece, vasiyet edenin son arzu ve isteklerine elden geldiği kadar saygı ve bağlılık gösterilerek, gerekli araştırma ve inceleme yapılıp bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; murisin son arzularının yerine getirilmesi amacıyla gerekli araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; muris, Tokat ili, Zile İlçesi, Kervansaray Köyü hudutları dahilindeki tüm taşınmazları oğulları Ali ve İlyas’a bıraktığına göre murisin, Tokat ili, Zile İlçesi, Kervansaray Köyü hudutlarında bulunan taşınmazları yönünden tenfiz kararı verilmesi gerekirken, taşınmazlar yönünden de yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.