YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10023
KARAR NO : 2015/14295
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
MAHKEMESİ : İZMİR 4. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/04/2014
NUMARASI : 2013/220-2014/279
Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davalı ile müvekkilinin, 15.08.1996 tarihinde evlendikleri ve müşterek iki çocuklarının bulunduğunu; ancak, davalının evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini ve 21.07.2011 tarihinde nedensiz yere, sabaha karşı herkes uyurken, müvekkilinin güçlükle biriktirdiği altın takıları, bir miktar nakit parayı, müvekkiline ait cüzdanı, kimliği ve cep telefonunu da alıp kaçtığını iddia ederek; 16.850TL değerinde ziynet ve 600TL nakit para olmak üzere toplam 17.450TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; tarafların 2011 yılından beri ayrı yaşadıklarını, dava dilekçesinde anlatılan olayların gerçeği yansıtmadığını, davacının boşanma halinde ne koparırsam kârdır düşüncesinde olduğunu, taraflar arasında görülen boşanma ve nafaka davalarında ziynetler konusundan bahsetmediğini ve bunun için iki yıl beklemesinin de tabiata aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacıya ait olan 4 adet 25 gr.dan toplam 100 gr.lık 22 ayar 3 Adana bilezik, 4 adet 12 şer gr.dan toplam 48 gr.lık 22 ayar düz bilezik, 1 adet 50 gr. ağırlığında yarım metre uzunluğunda zincir, 2 çift küpe, 1 adet kolye 7 gr.lık 14 ayar ziynet eşyalarının davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, mümkün olmaması halinde taleple bağlı kalınarak toplam bedel olan 16.850 TL’lik değeri ile 600 TL’lik nakit paranın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacı kadının, ziynet eşyaları ve nakit parasının davalı kocası tarafından bir gece davacının haberi olmadan alınıp geri verilmediği iddiası ile ziynetlerin bedeli ile nakit paranın tahsili istemine ilişkindir.
Daha evvel davalı A.. K.. tarafından 19.07.2011 tarihinde açılan boşanma davası; davacının 15.09.2011 tarihli duruşmada, bir hafta kadar önce davalı ile cinsel birlikteliklerinin olduğunu beyan etmesi üzerine dava açıldıktan sonra evlilik birliğinin devam ettirildiği anlaşıldığından önceki yaşanan olayların affedilmiş sayılacağı gerekçesi ile reddedilmiş, karar 11.11.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Somut olayda ise; davacı kadın 21.07.2011 tarihinde davalının ziynet ve parayı alarak evi terk ettiğini beyan etmektedir. Yukarıdaki sözü geçen boşanma davası ile tarafların 15.09.2011 tarihinden bir hafta önce bir araya geldikleri anlaşılmaktadır. O halde davalının evi terk ettiği iddia edilen tarihten sonra tarafların tekrar bir araya geldikleri sabittir.
Davacı kadın tarafından 20.03.2013 tarihinde, davalı koca tarafından 16.04.2013 tarihinde karşı dava olarak açılan boşanma davalarında; davacı kadının dava dışı A.. S.. isimli kişi ile ilişkisinin olduğu, kocanın da güven sarsıcı davranışları olduğu ancak evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olaylarda kadının daha fazla kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının açtığı davanın reddi ile kocanın açtığı davanın kabulüne karar verilmiş, karar 08.07.2014 tarihinde kesinleşmiştir. İlk boşanma davasının reddinden sonra açılan iş bu dava dosyasında da davacı kadın tarafından ziynet eşyaları ve nakit paranın davalı koca tarafından alındığına dair herhangi bir beyan bulunmamaktadır.
Bunun yanında somut olayda; mahkeme tarafından beyanlarına itibar edilen tanıklardan H.. K.. tarafların müşterek çocuğu olup, davacı anne ile birlikte yaşamaktadır. Diğer tanıklar A.. S.. ve H. A.’ın ise davacı iddialarına ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır.
O halde mahkemece; davacının delil listesinde açıkça yemin deliline de başvurmadığı göz önünde bulundurularak, ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.