YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10565
KARAR NO : 2015/18401
KARAR TARİHİ : 19.11.2015
MAHKEMESİ : SİVAS 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2015
NUMARASI : 2015/48-2015/258
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde; davalı ile Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2009/1481- 2012/525 E.K sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma kararı ile kendisine ve çocuğuna 300,00’er TL yoksulluk ve iştirak nafakasına hükmedildiğini, günün ekonomik koşullarına göre bu miktar nafakaların yetersiz kaldığını ileri sürerek; yoksulluk ve iştirak nafakalarının aylık 1.000,00’er TL ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap, cevap dilekçesinde; kendisinin polis memuru olduğunu, ikinci evliliğini yaptığını, bir çocuğunun daha doğduğunu, kalan paranın kendi geçimine yetmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; iştirak ve yoksulluk nafakalarının dava tarihinden itibaren aylık 470.00’er TL’ye yükseltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
TMK’nun 175.maddesi; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” hükmünü içermektedir.
TMK.’nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2009/1481-2012/525 E.K sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, davacı için aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuk lehine aylık 300,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, kararın 22/06/2012 tarihinde kesinleştiği; davacının ev hanımı, 2004 doğumlu müşterek çocuğun öğrenci olduğu; davalının ise, polis memuru olup, 3.300,00 TL maaş aldığı, 400,00 TL kira ödediği, ikinci evliliğini yaptığı, yeni evliliğinden bir çocuğunun daha dünyaya geldiği tespit edilmiştir.
Yukarıda izah olunan nedenlerle; somut davada, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı ve nafaka yükümlüsünün (davalı) gelir durumu nazara alındığında; artırılan yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.